Bilgehan Tombul yazdı...

Sakarya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hakkı Sağlam, bir televizyon kanalı çıkışında saldırıya uğradı.
Bu saldırı yalnızca bir gazeteciye değil; doğrudan özgür basına, halkın haber alma hakkına yönelmiştir. Çünkü gazeteciye uzanan her el, aslında gerçeği susturmayı hedefler.
Son dönemde gerçeği yazan, kamuoyunu bilgilendirme görevini yerine getiren gazetecilerin ciddi bir baskı altında olduğu açık. Kalemler kırılmak, sesler kesilmek isteniyor. Bunun yolu da artık gizlenmiyor: Tehdit, şantaj, karalama… Ve şimdi de açık şiddet.
Kötülükten beslenenlerin yöntemi her zaman aynıdır. Önce korkuturlar. Yetmez, sindirmeye çalışırlar. O da olmazsa saldırırlar.
Hakkı Sağlam’ın da belli ki birilerinin düzenini bozan, birilerinin tekerine çomak sokan rahatsız edici gerçekleri vardı. Ve onu yalnız yakaladılar. Cesaret sandıkları şey, aslında tam olarak budur: Güçsüzlüğün saldırganlığı.
Bu saldırıyı en ağır şekilde kınıyorum. Çünkü şiddetin hiçbir gerekçesi yoktur. Hiçbir mazereti, hiçbir bahanesi olamaz. Kimden gelirse gelsin, kime yönelirse yönelsin, şiddet suçtur.
Emniyet güçlerinin olaya yakından ilgilendiğini biliyoruz. Faillerin en kısa sürede ortaya çıkarılacağına inanmak istiyoruz. Çünkü bu ülkede hiç kimsenin yaptığı yanına kâr kalmamalı. Aksi hâlde cesaret, adaletten değil, cezasızlıktan beslenir.
Ne yazık ki yaşananlar bununla sınırlı değil. Gazeteciler bugün yalnızca yazdıklarıyla değil, yazabilecekleriyle de yargılanıyor, hedef gösteriliyor, susturulmak isteniyor. Oysa basın sustuğunda toplum körleşir. Gerçek konuşmadığında, dedikodu bağırır.
Unutulmamalıdır: Gazetecilik suç değildir. Soru sormak tehdit değildir. Gerçek, ne kadar rahatsız ederse etsin, gerçektir.
Ve bir yumrukla susturulacağını sananlar bilmelidir ki; Kalem düşmez. Söz geri alınmaz. Gerçek er ya da geç yolunu bulur.