Cihan Yıldırım yazdı...

İkinci dönemine hızlı ve gösterişli bir başlangıç yapan THK Eskişehir Şube Başkanı Gökhan Çalışkan, İnönü’deki 100 yıllık eğitim merkezinde basın mensuplarıyla bir araya geldiğinde, bizi yalnızca bir kahvaltı değil, bir anlam ziyafet bekliyordu.

Eskişehir Kahvaltısı (2)
Meslektaşlarımla masaya oturduğumuzda, Çalışkan’ın “Bugün masadaki her şey Eskişehir’den” sözüyle bir an durduk.
Sonra gözlerimizi yeniden masaya çevirdik. Çay hariç her şey kentin toprağından, emeğinden, coğrafyasından geliyordu.
Belki çayın suyunda bile Kalabak’ın payı vardı…
Masada neler yoktu ki? Eskişehir simidi, Odunpazarı’nın haşhaşlısı, Bozan’ın sucuğu, Bozdağ’ın balı, Sarıcakaya’nın domatesi ve zeytini, İnönü’nün manda kaymağı, Mihalıççık’ın peyniri, Dorlion zeytinyağı, Mihalgazi’nin yeşillikleri, Tanınmış’ın helvası, Halk Ekmek’in Küllüoba ekmeği, Kalabak Su, Sorbe şerbet, Çukurhisar ekmeği ve günün sürprizi çibörek…

Eskişehir Kahvaltısı (1)
Her tabak, her dilim, her kaşık, Eskişehir’in farklı bir köşesini taşıyordu sofraya…
Kahvaltı boyunca “Sucuk Bozan’dan mı, Sivrihisar’dan mı?” tartışması yaşandı!
Sarıcakaya zeytininin tadına övgüler yağdı…
Bu kahvaltı, yalnızca karnımızı doyurmadı; bize Eskişehir’in değerlerini hatırlattı…
Son yıllarda turizmden ekmek yemeye başlayan bir kent için, yereli öne çıkarmak, kendi ürünlerini gururla sunmak ne kadar önemliydi. Herkesin ‘yöresel’ tatlar aradığı bu zamanda iyi bir fikir gibi geldi Eskişehir Kahvaltısı…

Whatsapp Image 2026 07 31 At 15.39.08 (4)
Çalışkan’ın bu sürprizi, hem lezzetli hem de anlamlıydı.
Çünkü masadaki her ürün, sadece bir yiyecek değil; toprağın, üreticinin, tarihin ve emeğin özetiydi.
Eskişehir kahvaltısı, bu anlamda bir başlangıç olabilir.
Yerel ürünleri sofralara taşımak, hem üreticiyi destekler hem de kente gelenlere ‘burası farklı’ dedirtir.
Elbette eksik olabilir… Kimbilir daha nerede hangi lezzetimiz var…
100 yıllık bir eğitim merkezinde, 100 yıllık bir lezzet kültürünü yeniden keşfetmek…

Whatsapp Image 2026 07 31 At 15.39.07 (4)
İşte bu, hem damaklara hem de belleklere kazınacak bir deneyimdi.
Kahvaltı bitti, sohbet sürdü… Ama aklımızda kalan en net cümle şuydu: Eskişehir’in kendi değerleriyle kurduğu sofra, hem doyurucu hem de düşündürücüydü. Ve en önemlisi, lezzetli olduğu kadar anlamlıydı.