Cihan Yıldırım yazdı...
Eskişehir’in kırsaldaki potansiyeli gerçekten çok büyük. Tarih, doğa, yöresel lezzetler… Ne yazık ki bunu bırakın başkalarına anlatmayı Eskişehirliye bile anlatamadık. Han’dan Sivrihisar’a, Seyitgazi’den İnönü’ye… Her ilçemiz ayrı bir değer… İşim gereği ilçelere sık gidiyorum. Yaklaşık 20 yıldır geziyorum. Ne zaman gitsem şaşırıyorum! O da mı varmış, bu da mı varmış… İyi oluyor, kentten biraz uzaklaşmak…

Yazılıkaya’ya yılda iki ya da üç kez gidiyorum. Sivrihisar’da bir gece geçirdim… Ne zaman ilçeye gitsem dönüş yolunda ‘Bunu nasıl tanıtamıyoruz’ diyorum. Bundan nasıl kimsenin haberi olmaz… Beni en çok şaşırtan ilçelerimizden biri de Mihalıççık… Yıllarca Yunus Emre haberi yapmak için gittim bu ilçeye… Ardından Çatacık, sonra Gürleyik… Ve elbette kirazı…

Yaklaşık bir yıl önce Belediye Başkanı Haydar Çorum’un davetiyle gittiğimde ilçenin bambaşka zenginliklerini görme fırsatım oldu. Çayırhan’a gidip Yunus isimli tekneyle Malıç’a döndük… Keyifli bir yolculuk olmuştu. Çömleği meşhur Sorkun’a da uğradık.
Mihalıççık’ın doğal güzellikleri bitmiyor… Bir iki güne sığdırmak mümkün değil. Tam bir gezi için bir hafta ayırmak gerekiyor. İki ay önce Ali Baş ile gittiğimizde kiraz mevsimiydi… Daha çok kiraz üzerine bir gezi oldu. Bahçelere, borsaya uğradık…

Bir süredir Mihalıççık denince aklımıza Süleler geliyor… Sadece Eskişehir’in değil bölgenin en güzel yerleşimlerinden biri… Süleler’i görmek hatta manzaraya karşı mangal yapmak istiyoruz. Üç beş aylık bir planlamanın ardından Süleler’e gittik. Sarıçam, kızılçam ağaçlarıyla dolu Çatacık ormanlarından geçtik… Yüz yıllık anıt ağaçlar gördük. Çatacık’ta Mihalıççık Belediyesi’nin Erkekler Hentbol Süper Ligi’nde mücadele eden takımını gördük. Antrenman sonrası yaptıkları kahvaltıya eşlik ettik.
Çatacık’tan sonra yol yavaş yavaş bozuldu… Neyse ki Ali Abi usta şoför ve arabasına acımıyor… Yaklaşık 1500 metredeki Mıhlantepe’ye vardık. İnanılmaz bir manzara… Aşağısı Süleler, karşısı Ankara…

Sakarya Nehri üzerinde yer alan Gökçekaya Barajı’na 1500 metreden bakıyoruz. Bozan’dan aldığımız sucukları mangalda yaptık. Ardından aşağıya, Süleler’e indik. Yolculuğun bu kısmına Belediye Başkanı Haydar Çorum’da katıldı.
Yollar biraz sıkıntılıydı sonunda Süleler’e vardık… Süleler, tahmin ettiğimizden daha güzel… Köyün hemen girişinde bir eve misafir edildik. Balkona oturduk… Önce yeşile ve maviye doyduk… Bahçeden gelen güzel kokular eşliğinde ilk çaylar içildi… Ev sahibi Mustafa abimizdi… Sayımız giderek arttı… Arttı dediysem öyle 15-20 kişi değil! Eskişehir’in bu en güzel köyünde yaşayanların sayısı maalesef sadece 15-20 kişi bile değil… Süleler, 6-7 hane bir şey kalmış…
Ama eskiden böyle değilmiş… 1973 yılında Sakarya Nehri üzerine Gökçekaya Barajı yapılırken köy yerleşim alanı sular altında kalmış. Süleler, o yıllarda 100 haneymiş… Evet, yanlış duymadınız 100 hane… Bölgenin cazibe merkezi… Çeltik üretimi varmış… Yine tütün yetişirmiş… Sebze dersen bölgenin ihtiyacını karşılarmış. Baraj altında kalınca gün geçtikçe unutulmuş Süleler!
Tahmin edeceğiniz gibi yaş ortalaması biraz yüksek… Yürüyerek, Malıç’a gidenleri hatırlayanlar var. Malıç, buraya yaklaşık 50 kilometre uzaklıktı… Alpu 65, Nallıhan ise 50 kilometre…
Yol sorunundan bahsedildi… Büyükşehir, Karayolları, Orman… Herkesi yol yapmaya, yolları düzeltmeye davet ettiler. Bu arada Malıç’ın yedi yılda sekiz kaymakam değiştirdiğini öğreniyoruz.
Bir köy sakini “Buraya sadece Haydar Başkan geldi” dedi ve “Sol parti alamaz burayı. Biz sana oy veriyoruz” diye Çorum’un insani ilişkilerdeki yönüne dikkat çekti. Barajın hemen dibinde evi olan yaşlı adam da benzer şeyler söyledi…

Köyde yaşayanların hemen hepsi geldi… Balkonda 8-10 kişi olduk. Bir fotoğraf çektim, hepsini bir arada görünce… Arkada baraj, önde Süleler’in kıdemli sakinleri…
Bu arada balık kokuları gelmeye başladı… Sazan balığı yedik… Sağ olsun Muhtar Süleyman Bayar, abimiz barajdan tutmuş. Hayli lezzetli bir balıktı… Barajdaki balık çeşidinin ve sayısının iyice azaldığını öğreniyoruz.

Az sonra baraja indik… Etrafında gezinirken küçük bir tekneyle Hayati abimiz yanaştı. Hayati abi, 100-200 kiloluk yayın balıkları çıktığını söyledi. Ama suyun rengi iyi değildi. Hayati abinin teknesiyle Süleler’e birazdan uzaktan bakıyoruz ve güzelliğine bir kez daha hayran kalıyoruz.

Selim Abi ile tanıştık… Evi, karşı tarafta! Barajın diğer tarafında… Karşısı Nallıhan, Ankara… Selim abi orada yaşıyor… Evi, ahırı hepsi orada… Sandalı var, samanı yemi hatta küçükbaş hayvanları da o sandalla getirip götürüyor.
Güzel ve yorucu bir günün ardından eve doğru yola çıkıyoruz. Dönüşte Alpu’da ayçiçeği tarlalarında fotoğraf çektirdik. Eskişehir’in gideceğimiz daha çok yeri var… Eskişehir’i keşfedelim…