Cihan Yıldırım yazdı...

Ekim ayı başında Eskişehir Sanayi Odası’nda seçim var. Celalettin Kesikbaş, 2018’den bu yana odanın başkanı. Bir basın toplantısı düzenledi; geride kalan sekiz yılı, önümüzdeki dönemi ve kentin de yapması gerekenleri anlattı.
Rakamlar verdi, 2030 vizyonunu hatırlattı, önümüzdeki dönemde sık duyacağımız sektörleri ve kavramları sıraladı. Kesikbaş ‘Sadece bizim çabamızla olmaz’ dedi.
Bunları haberlerde okursunuz, sosyal medyada karşılaşırsınız.
Ben bu yazıda başka bir yere bakmak istiyorum. Prof. Dr. Nabi Avcı’yı anlatırken yalnızca proje ve hizmetlerini değil, kişiliğini ve üslubunu da konuşuruz. Şehir Hastanesi kadar o naif tavır da önemlidir; 2013’te Eskişehir’i bir anlamda başkent yapan hamle kadar o duruş da kıymetlidir.
Kesikbaş için de benzer bir şey söylemek mümkün…
Sanayi için yaptıkları bir yana, tarzı da bu şehrin hayatına karıştı. Sekiz yıldır buradayız onunla. Bir kere derdi var. Hizmet etmek, katkı sunmak, işin ucundan tutmak istiyor.
Bu manada ESO Akademi önemlidir; ama Han’da gözleme açan kadınlarla sohbet etmesi de o kadar önemlidir. Ankara ziyaretleri, çıkardığı raporlar önemlidir ama 12 kırsal ilçeyi karış karış gezmesi de önemlidir.
ESO Plaza da önemlidir; sosyal medyada bir fotoğrafın altına isimle, samimiyetle yorum yazması da. Pek çoğumuzda ‘bizden biri’ hissi uyandıran her mevsim çekilen Mezitler pozları...
Düzenlenen yüzlerce eğitim elbette kayda değer; yazın yapılan anne-çocuk etkinliği de öyle… Yeşil dönüşüm konuşulacak, konuşulmalı; ESO Aile Şenliği de unutulmamalı.
Dünyanın nereye gittiğini, hangi kavramların yükseleceğini anlatması önemli. Basın toplantısında en az on beş meslektaşına ismiyle hitap etmesi de öyle...
Pandemide maske dağıtması, depremde ilk ve en uzun soluklu yardımlardan birini örgütlemesi, Kahve Festivali’ne katılması, Samsunlularla bir araya gelmesi…
Cevdet Yılmaz’a sunum yapması kadar yarım gününü Sivrihisar’daki lise öğrencilerine ayırması da önemlidir.
Kesikbaş yalnızca sermayenin değil, entelektüel sermayenin de güçlenmesi için uğraştı.
Günün sonunda yalnızca sanayiyi değil, gücü yettiğince yaşamı da güçlendirmeye çalıştı. En azından bu yönde ısrar etti.
Seçim yaklaşırken rakamlar, eğitimler, binalar, yatırımlar, vizyon metinleri gündeme gelecek. O metinlerin yanında, bir başkanın insanlarla, şehirle nasıl bağ kurduğu da önemlidir.
Sekiz yılın başka bir açısından bakınca görünen budur: Protokol işlerinin yanında sohbet, eğitimlerin yanında şenlik, vizyonun yanında isimle hitap edilen bir gazeteci...
Kesikbaş’ın yaşamı güçlendiren yönü özellikle son birkaç yıldır daha kıymetli hale geldi. Hal hatır sormak, dinlemek, beğeni koymak, bir kitap sayfasını çekip yollamak, DM’den bir reels atmak…
Toplantının benim için önemli olan yönü buydu… Başka bir yazıda Vizyon 2030’dan aklımda kalanları yazabilirim.