Cihan Yıldırım yazdı...
Ahmet Sivri’nin hikayesi, siyasetin en çıplak ve en insani yüzlerinden birini anlatıyor aslında.
Eskişehir’de yıllardır AK Parti saflarında emek veren, iş adamı kimliğiyle tanıdığımız Ahmet Sivri, defalarca adaylık hayali kurdu ama olmadı.
Küsmedi.
Kırılmadı.
Kapıyı çarpıp gitmedi.
Partisi için çalışmaya, teşkilatta koşturmaya, sahadan kopmamaya devam etti. Son yerel seçimlerde Tepebaşı’ndan meclis üyesi seçildi. Ardından da büyükşehir belediye meclisinde AK Parti grup başkanvekili oldu. Bu, çoğu insan için “zirve” addedilecek bir konumdu.
Fakat geride kalan yaklaşık iki yıla baktığımızda, performans konusunda eleştiriler de eksik olmadı.
Kimileri “daha etkili olabilirdi”, kimileri “daha görünür olmalıydı” dedi. Haklılık payı olabilir. Siyaset sonuç odaklı bir alan; niyet kadar icraat da konuşulur.
Ama işin bir başka boyutu daha var ki, o da tartışmasız: Samimiyet…
Ahmet Sivri, ne kadar eleştirilirse eleştirilsin, samimi bir insandı. Samimi bir politikacıydı.
Makam hırsıyla değil, inandığı yolda yürümekle meşguldü.
Görevden ayrıldığı (ya da ayrılmak zorunda kaldığı) şu günlerde bile, yerine Sarıcakaya Belediye Başkanı Ahmet Dönmez’in getirilmesi haberleri dolaşırken, ortada ne büyük bir kavga, ne hakaret, ne de “beni sattılar” çığlığı var.
Sessiz sedasız kenara çekiliyor gibi görünüyor.
İşte tam burada İsmet Özel’in o meşhur dizesi akla geliyor: “Her şey bir yönüyle güzeldir, samimiyet büsbütün.”
AK Parti, Ahmet Sivri’yi kaybetti belki ama asıl kaybettiği şey, onun temsil ettiği o saf, makam için değil dava için koşan samimiyet tipiydi.
Yerine gelen isimler elbette yetkin, tecrübeli, belki daha “etkin” olabilir. Ama siyasetin makineleştiği, rollerin profesyonelleştiği, herkesin “doğru” cümleleri kurduğu bir dönemde, Sivri gibi “ham”, olduğu gibi duran adamlar giderek azalıyor.
Partiler büyüdükçe, kadrolar kalabalıklaştıkça, samimiyet lüks gibi görülüyor bazen.
Oysa samimiyet lüks değil, siyasetin oksijenidir. Onsuz kalan bir hareket, ne kadar çok meclis üyesi, ne kadar çok vekil, ne kadar çok oy getirirse getirsin, bir yerden sonra nefes almakta zorlanır.
Ahmet Sivri’ye gelince… O, muhtemelen yarın da aynı samimiyetle işine gücüne bakacak. Sivriler Grubu’nda, ailesiyle, dostlarıyla, Eskişehir’le.
Belki siyasetin aktif sahnesine bir daha dönmez, belki döner. Ama bence asıl mesele şu: O sahneden inerken arkasında bıraktığı şey, bir koltuk değil, bir duruş oldu.
Keşke partiler, koltuklardan çok o duruşları korumaya özen gösterse. Çünkü koltuklar dolar, boşalır. Ama samimiyet gidince, yerine kolay kolay bir şey konmaz.