Beyaz yakalı olmak bir zamanlar ne kadar havalı bir işti. Bilgisayarın var, masa başı işin var; konforlu bir ortamda, önündeki klavyeyle düşüncelerini yazabiliyor, bilgini konuşturabiliyorsun. Şık kıyafetler giyiyor, lüks plazalarda çalışıyorsun. Gerçekten de çok havalı bir süreçti.
Bir beyaz yakalı, işçi, işveren ve eğitimci olarak çalıştığım 20 yılda öğrendiğim her şey, yapay zeka ve teknoloji sayesinde yeniden şekilleniyor. Meslekler değişiyor; bazı mesleklere ise hiç ihtiyaç kalmayacak. Bilgi sahibi olmanın çok önemli olduğu bir süreçten, bilginin maliyetinin sıfırlandığı bir sürece doğru ilerliyoruz.
Bunun farkında olanımız çok az. Hala gençler konforlu bir işe sahip olup az çalışıp çok para kazanmanın derdinde. Ama bilmek istemedikleri bir şey var: Emek vermeden, fayda sağlamadan kazandığın para geçici olur ve çok da bereketsiz olur. Bunu anlayamayacak kadar empatisizler. Merkezlerinde sadece kendi istekleri var. Ne aileleriyle, ne işverenleriyle, ne de devlette çalışıyorlarsa devletlerinin menfaatiyle ilgileniyorlar. Gerçekten bu davranışlarıyla kimsenin onlara merhamet etmesini beklemesinler.
Şu an bir iş insanı olarak yapay zekanın gelişmesinden ve işime kattığı değerden dolayı çok mutluyum. Kendi yeteneklerimle gelişen teknolojiyi birleştirdiğimde artık bir Z kuşağı çalışanıyla uğraşmak zorunda kalmıyorum, çok şükür. Bu dönüşüm birçok iş alanına girmeye başladı.
Evet, bir anne olarak çocuğumun geleceği konusunda endişe ediyorum. Hatta bütün çocuklar için endişe ediyorum. O yüzden mesleki eğitim üzerine bir proje yürütüyorum. Maalesef anne ve babalar olarak çocuklarımızı empatiden uzak ve bencil yetiştiriyoruz. İlk olarak da bunun acısını biz çekeceğiz. Neredeyse çocuklarımızı vitrine koyacağımız bir süs bebeği gibi yetiştiriyoruz; onlar üzülmesin, ezilmesin, bizim gibi olmasın diye. Ama bizim neyimiz var ki hep kendimizi kötülüyoruz? En azından saygılıyız, büyüğü küçüğü biliyoruz, ülkemizi seviyoruz, çalışıp çabaladık. Bunlar güzel özellikler. Şu an iş beğenmeyip oturan gençler, sizin binbir emekle aldığınız arabanıza, evinize, hatta emekli maaşınıza bile göz dikecek.
Bir de LinkedIn beyaz yakalıları var. Klavye delikanlıları... Aynı zamanda 20'li, 30'lu yaşlardaki genç kızlarımızın kendilerini bedenleriyle birlikte beyaz yakalı olarak tanıttığı profesyonel iş ağı. Herkes elindeki klavyeyle her şeyi eleştiriyor ama sorsan hiçbir değerden haberi olmayan beyaz yakalılar... Artık yapay zeka sizin işinizi sizden daha iyi yapacak. Üstelik naz yok, kapris yok, iş beğenmemezlik yok, saygısızlık yok ve daha birçok olumsuzluk da yok.
Bunu ben iş dünyasındaki gelişmelerden zaten görüyordum, şimdi yetkili bir isim de aynı gerçeği dile getirdi. Microsoft AI CEO'su Mustafa Süleyman'a göre önümüzdeki 12 ila 18 ay içinde birçok profesyonel iş kolu yapay zeka ile tamamen otomatize edilebilecek. Süleyman, özellikle avukatlık, muhasebecilik ve proje yöneticiliği gibi "beyaz yakalı" mesleklerin kısa süre içinde insan seviyesinde performans gösteren yapay zeka sistemleriyle dönüşeceğini söyledi.
Bir de yürüttüğüm mesleki eğitim projesinde fark ettiğim bazı şeyler oldu. Bazı insanlar mesleki eğitime o kadar karşı ve o kadar küçümsüyorlar ki, mesleki eğitim denince akıllarına sadece Baykar geliyor herhalde. Baykar'ın ve diğer savunma sanayimizin ülkemize sağladığı katma değeri görmek istemiyorlar. Mesleki eğitimi savunma sanayiyle özdeşleştirip konuyu siyasallaştırıyorlar. Oysa mesleki eğitim, sadece savunma sanayine değil, ülkenin üretim gücünü artıran her sektöre nitelikli insan yetiştiren bir eğitim modelidir.
Sanki gençlerin üretmesini, çalışmasını ve ülkesine katma değer sağlamasını istemiyorlar. İstedikleri şey, gençlerin evde oturup klavye delikanlılığı yapması. Bir de Avrupa ve Amerika sevdalıları var. Her fırsatta bu ülkeyi kötüleyip başka ülkeleri yücelten bir grup... Bu ülkede okuyorlar, devletin imkanlarıyla yetişiyorlar; sonra bu ülkeyi beğenmeyip gidip başka ülkelerde hasta bakıcılık, garsonluk ya da farklı işlerde çalışıyorlar. Kendi insanına hizmet etmeyi küçümseyen bu zihniyet, başkalarının artıklarına, düzensizliklerine ve sorunlarına ise ses çıkarmıyor.
Yani kısacası, mavi yakalıları hiç küçümsemeyin. Üreten, ülkeye ve millete katma değer sağlayan çalışan insan sonunda hak ettiği yere gelecek. Çünkü üreten insanın kimseyle uğraşmaya, bencillik yapmaya vakti bile olmaz. O sadece gayret gösterir. Gelecekte de emeği ve yeteneğiyle zenginleşen, iş kuran, iyi kazanan, kaliteli bir yaşam süren, iyi arabalara binen ve güzel evlerde oturan insanlar; üreten ve değer oluşturan insanlar olacaktır.