20 yıldan bu yana yazılım, tasarım, pazarlama, reklamcılık, editörlük ve markalaşma alanlarında çalışıyor, kariyerimi başarıyla sürdürüyorum. Ancak yapay zekanın her geçen gün gelişmesiyle birlikte, başta kendi alanım olmak üzere birçok meslekte büyük dönüşümler, hatta bazı alanlarda yok oluşlar görmeye başladım.
Bizler bilginin çok kıymetli olduğu dönemlerde eğitim aldık. O zamanlar bilgiye sahip olmak büyük bir avantajdı. Ancak süreç öyle bir noktaya geldi ki bugün bilginin maliyeti neredeyse sıfır. Gelişen teknoloji ve milyarlarca insanın bu teknolojiyi kullanmasıyla ortaya çıkan devasa veri havuzu sayesinde, bilgiye en çok hakim olan sistem artık yapay zeka oldu.
Birçok sektöre hakim biri olarak bu konuda bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm. Başta kızım olmak üzere çocuklarımızı doğru yönlendirmenin hem onlara hem de ülkemize yapabileceğimiz en büyük iyilik olduğuna inanıyorum. Bu düşünceyle Elinden Gelecek Var Projesi’ni hayata geçirdim. Eskişehir Sanayi Odası ev sahipliğinde, Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Eskişehir Ticaret Odası paydaşlığında yürüttüğümüz bu proje, bir kişinin fikriyle başlayıp bugün kocaman bir aileye dönüşmüş durumda.
Bu süreç hem zaman alan hem de ailelerin bakış açılarını değiştirmeyi hedefleyen bir çalışma. Çünkü eğitim ailede başlar ve çocukların kariyer yolculuğunda anne ve babaların etkisi çok büyüktür.
Bir zamanlar üniversite okumak iş bulmanın en önemli şartlarından biriydi. Ancak bugün gençler iş hayatında çok farklı sorularla karşılaşıyor. Bu noktada ailelerin düşünce yapısının değişmesi büyük önem taşıyor. Çünkü birçok anne ve baba, çocukları için en iyi geleceğin doktorluk, mühendislik gibi mesleklerden geçtiğini düşünüyor. Elbette bu mesleklere hala ihtiyacımız var. Ancak bazı alanlarda arzın talebin üzerine çıktığını da görüyoruz.
Bugün asgari ücretle çalışan mühendisler var. Tıp eğitimi almasına rağmen güzellik sektöründe çalışan ya da potansiyelinin çok altında görevlerde bulunan doktorlarımız bulunuyor. Avukatlar, diyetisyenler ve psikologlar için de benzer bir durum söz konusu. Çünkü yapay zeka sistemleri sayesinde bu alanlardaki bilgilere artık saniyeler içinde ulaşabiliyoruz. Belki bugün bunun etkilerini tam olarak hissetmiyoruz ancak gelecekte çok daha net hissedeceğiz. Örneğin bugün diyetisyenlik eğitimi alan bir genç, mezun olduğunda mesleğinin büyük ölçüde değiştiğini görebilir.
Peki gelecekte hangi alanlar öne çıkacak?
Tesisatçılık, kaportacılık, elektrik sistemleri, motor teknolojileri, aşçılık gibi uygulamalı beceri gerektiren meslekler; eli alet tutan, üreten, tamir eden teknisyenler ve ustalar her zaman ihtiyaç duyulan kişiler olacak.
Hizmet sektöründe ise hasta ve yaşlı bakımı, çocuk gelişimi, özel eğitim, kuaförlük ve güzellik hizmetleri gibi insan temasının yoğun olduğu alanlar önemini koruyacak.
Velilerle gerçekleştirdiğimiz oturumlarda sürekli şu çağrıyı yapıyoruz:
"Çocuklarınızı ilgi alanlarına uygun mesleklere yönlendirin ve o mesleği deneyimleyebilecekleri okullarda eğitim almalarını destekleyin."
Bu görüşe olumlu yaklaşanlar olduğu gibi oldukça sert tepki gösterenler de oluyor. Oysa çocukların erken yaşlarda bir meslek edinmesinin nesi kötü olabilir? Tam tersine, gençler konfor alanlarına hapsolmadan iş hayatını tanır, kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenir, üretir ve ülkeye katma değer sağlar.
Oturumlarımızda 30 yaşına gelmiş ve hala evinde oturan gençlerden bahseden ailelerle karşılaşıyoruz. Maalesef bu tablo değişmezse bu gençler hem ailelerine hem de ülkeye yük olmaya devam edecekler. Üretmeyen ve topluma katkı sağlamayan bir bireyin yaşam amacını sorgulamak gerekir. Bu nedenle bazı ailelerin mesleki eğitime karşı çıkmadan önce bu gerçekleri değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.
Karşılaştığımız sorulardan biri de 28 Şubat döneminde uygulanan katsayı sistemidir. O dönemde imam hatip liselerinin üniversiteye girişini zorlaştırmak amacıyla getirilen katsayı uygulaması, meslek liselerini de olumsuz etkiledi. Milyonlarca öğrenci mağdur oldu, birçok ailenin hayalleri yarım kaldı. Bugün bazı veliler hala o dönemin kötü deneyimlerini hatırlatarak endişelerini dile getiriyor.
Ancak artık şartlar tamamen değişti. Katsayı uygulaması kaldırıldı. Meslek lisesi mezunları da diğer öğrenciler gibi üniversite eğitimi alabiliyor. Sistem bugün çok daha adil bir yapıya sahip.
Üstelik meslek liselerinden mezun olup mühendislik fakültelerine devam eden öğrencilerin akademik başarılarının yüksek olduğu da sıkça dile getiriliyor. Çünkü bu öğrenciler alanlarıyla ilgili temel dersleri lise yıllarında almaya başlıyor ve üniversiteye daha donanımlı geliyorlar. Sonuç olarak da daha nitelikli mühendisler olarak mezun oluyorlar.
Geleceğin dünyasında yalnızca bilgi sahibi olmak yeterli olmayacak. Bilgiyi uygulayabilen, üretebilen, problem çözebilen ve el becerilerini kullanabilen bireyler öne çıkacak. Bu nedenle çocuklarımızı geleceğe hazırlarken sadece diplomaya değil, yeteneğe, üretime ve mesleki becerilere de değer vermemiz gerekiyor.
Elinden Gelecek Var Projesi sayesinde bugüne kadar 13 okulda yaklaşık 3.000 veli ve öğrenciye ulaştık. Proje kapsamında gerçekleştirdiğimiz oturumlarda aileler, öğrenciler, öğretmenler ve sektör temsilcileriyle bir araya gelerek mesleki eğitimin geleceğini, yapay zekanın iş dünyasına etkilerini ve çocuklarımızın kariyer planlamasında dikkat etmeleri gereken noktaları ele aldık.
Sosyal medyada ise tamamen organik olarak 3 milyona yaklaşan bir etkileşim elde ettik. Bu ilgi, ülkemizde birçok insanın çocuklarının geleceği konusunda çözüm aradığını ve mesleki eğitim konusundaki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.
Bugün Elinden Gelecek Var Projesi, Eskişehir sınırlarını aşarak Türkiye'nin dört bir yanından davet alan bir projeye dönüştü. Bir kişinin fikriyle başlayan bu yolculuk, eğitime ve çocuklarımızın geleceğine gönül veren büyük bir ailenin ortak çalışması haline geldi.
Yeni eğitim-öğretim döneminde projemiz kaldığı yerden daha güçlü bir şekilde devam edecek. Çünkü geleceği doğru okumak, çocuklarımızı yeteneklerine uygun alanlara yönlendirmek ve üreten nesiller yetiştirmek artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.