Cihan Yıldırım yazdı...

Sayın Cumhurbaşkanı…

Sizden ricamız sade ve samimi: Parlamenter sisteme geri dönün. Bu güzel ülkede, bu kadar büyük bir gücü bir tek kişinin elinde bırakmayalım. Kim olursa olsun…

Siz bu güce, akil döneminizde ulaştınız. Deneyiminiz, devlet adamlığı birikiminiz, halk nezdindeki karizmanızla o koltuğu doldurdunuz.

Ama yarın?

Öfkeli bir İmamoğlu’nun, Ümit Özdağ’ın, Müsavat Dervişoğlu’nun ya da ismini şu an telaffuz etmediğimiz bir başka ismin eline geçerse ne olacak?

Kimse garanti veremez. Çünkü sistem öyle tasarlandı ki, artık “kişi”ye endeksli. Bu riski alamayız!

Denedik… Oldu da diyemeyiz, olmadı da. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirdiği hızlı karar alma kabiliyeti tartışmasız bir gerçek.

Ama aynı sistemin, kuvvetler ayrılığını törpülediğini, denetimi zayıflattığını, muhalefeti değil “tek ses”i ödüllendirdiğini de görüyoruz.

Bir ülkede kurumlar değil kişiler güçlü olursa, o ülkede istikrar değil kırılganlık birikir. Tarih bunu defalarca gösterdi.

Reis, bi güzellik yapın.

Bu güzellik, “ben gittikten sonra ne olursa olsun” diye düşünmekten vazgeçmek olur.

Bu güzellik, “devlet benimle biter” yanılgısından sıyrılmak olur. Bu güzellik, Türkiye’yi tekrar bir “sistem”e emanet etmek olur. Parlamenter sisteme, kuvvetler ayrılığına, Meclis’in gerçek ağırlığına dönmek olur.

Hiçbir insan, hele hele bir devlet, tek bir kişinin iradesine bu kadar bağımlı olmamalı.

Sizden sonra gelecek kişinin ne kadar “iyi” olacağı tartışması bile sıkıntılı bir durum… Çünkü mesele iyi ya da kötü insan değil; mesele kötü sistem.

Kötü sistem iyi insanı bile zamanla yorar, bozar, yalnızlaştırır. İyi sistem ise vasat insanı bile belli bir standartta tutar.

Erdoğan’ın mirası, “güçlü Türkiye” olmalı. Ama bu güç, bir kişinin göğsünde değil, kurumların, kuralların, dengelerin içinde olmalı. Sizden sonraki nesillerin, “Erdoğan dönemi”ni sadece “güçlü bir adamın dönemi” olarak değil, “sistemi yeniden dengeye oturtan adamın dönemi” olarak anması çok daha değerli olmaz mı?

Reis, bi güzellik yapın.

Tarihe “gücü elinde tutan” değil, “gücü kurumlara iade eden” lider olarak geçin. Bu ülkede milyonlarca insan, size hâlâ inanıyor, sizi seviyor.

İşte o sevgiyi kalıcı kılmanın, tartışmasız en büyük jesti bu olur: “Artık bu kadar yetki kimseye gerek yok” demek.

Parlamenter sisteme dönüş, yeni bir anayasa tartışması, kuvvetler ayrılığının gerçek manada tesis edilmesi… Bunlar sizin elinizde hâlâ mümkün. Hem de en güçlü olduğunuz dönemde.

Bunu yaparsanız, sadece muhalefete değil, kendi seçmeninize de en büyük hediyeyi vermiş olursunuz: Geleceğe dair güvence.

Reis, bi güzellik yap ve…

Bırak bu memleketi, sistemle idare edelim. Kişiler gelir geçer. Türkiye kalıcı olsun.