Cihan Yıldırım yazdı...

Yeni Parti Lideri Özgür Özel’in cuma namazına gitmesi kamuoyunu bir kez daha meşgul etti. Tartışmayı tümüyle gereksiz buldum. Çünkü öyle insanlar var ki beş vakit namaz kılıyor… Öyle insanlar var ki orucunu eksiksiz tutuyor… Bilinenin aksine. Eskiler “para ile imanın kimde olduğu belli olmaz” derlerdi. Haklıydılar.
Benzer bir hikâye, farklı bir biçimde, yıllar önce Eskişehir’de yaşandı.
Yaklaşık on beş yıl önce CHP Eskişehir İl Başkanlığı’na İsmet Süder seçilmişti. Politikanın ve CHP’nin saygın isimlerinden biriydi. Koltuğa oturduktan bir-iki gün sonra cuma günü geldi. Başkan o sabah tedirgindi. Kaygısı yönetimden, örgütten ya da siyasi hesaplardan değildi. Tek düşüncesi şuydu: Cuma namazına gidip gitmemek.
CHP İl Başkanı cuma namazına gider miydi? Gitmeli miydi? Gidebilir miydi?
Süder, o güne kadar uzun yıllar cuma namazını kaçırmamıştı. Camisinin ismini tam hatırlamıyorum ama sanırım Alaaddin Camii’ydi.
Yıllarca, hemen hemen aynı safta kılmıştı cumayı. İşte ‘gerginliğin’ asıl sebebi buydu. İl başkanı olduktan ‘cumaya gittiği’ düşünülür müydü?
Bir an gitmemeyi bile aklından geçirdi.
Sonra “normal” hayatına devam kararı aldı. Cumaya gitti. Her zamanki yerinde, her zamanki gibi kıldı namazını.
Çünkü o gün Süder’in yaptığı şey, sadece kendi hayatının devamıydı.
Bugün Özgür Özel’in cuma namazı tartışması da aynı yerden besleniyor: İnsanların inancını, yaşam tarzını, alışkanlıklarını siyasi bir pozisyon olarak okuma refleksi.
Süder’in o gün verdiği karar aslında çok basitti: “Ben buyum, böyle yaşamaya devam edeceğim.”