CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, butlan kararının hemen ardından “Ocu bucu değilim” diyerek tarafsız bir duruş sergilemişti. Bu sözüyle ne Kemal Kılıçdaroğlu ne Özgür Özel’den yana olmayacağını, adeta üçüncü yolcu olduğunu ilan etmişti.
CHP’den ikinci dönem vekilliğini yaşayan Süllü, butlan kararına kadar sakin bir siyasi hayat geçirdi.
Etliye sütlüye, örgüte kente kentliye pek karışmadı. Herkesin iyi kötü saygı duyduğu bir kişilikti. Arkasında yılların yerel yönetim deneyimi, sivil toplum tecrübesi vardı.
Siyasi hırsı olmayan, koltuk sevdası bulunmayan çoğu zaman ‘abla’ makamındaydı. Hatta bir daha vekillik düşünmediğini defalarca açık ortamlarda ifade etmişti.
Öte yandan çoğu kişi vekilliğinin farkında bile değildi…
Ne olduysa bu butlan kararı sonrası oldu.
Süllü’nün içindeki ‘siyaset aşkı’ bir anda adeta fışkırdı.
Bu azmi, bu şevki, bu duruşu ve dahi bu mesaiyi butlan öncesi maalesef göremedik.
Artık karşımızda ‘Jale Abla’ değil Jeanne d'Arc var!
Süllü’nün, Özgür Özel ve ekibine karşı cengaver halini görenler “Keşke AK Parti iktidarına da bu şekilde politika yapsaydı” diyor.
Süllü, butlanın Eskişehir’deki en şiddetli savunucusu oldu.
Sadece tarafını belli etmedi. Siyaseti ve kenti de dizayn ediyor daha doğrusu etmek istiyor.
İl başkanı atanmasından, Yılmaz Hoca’nın istifasının iptaline kadar her taşın altından Süllü çıkıyor. Kılıçdaroğlu’na bazı taahhütlerde bile bulunmuş: “Dediklerimi yapın, Ataç’ı getiririm, Çakırözer’i ikna ederim, Ayşe Ünlüce CHP’de kalır” gibi…
Kulisler Jale Abla’nın siyasi hamle ve oyunlarıyla dolu. Bu arada istediği kişi il başkanı olarak atandı…
En hararetli konuşmaların tam ortasında artık Süllü var.
“Ocu bucu değilim” diyerek başlayan hikâye “Hepsini bana bırakın” kıvamına evrildi. Hikayenin sonu nereye gidecek merak ediyoruz.