Hakkı Kabal yazdı...

Bazı belediyelerin ve siyasi partilerin iç işlerinden dolayı doğan ve hepimizin nur topu gibi yeni gündemi olan ARINMA meselesi, aslında sadece siyaset özelinde tutulamayacak kadar önemli ve kutsal bir meseledir.

Bugün başını bazı belediyelerin çektiği yolsuzluk, rüşvet, kayırma ve hileli işler ne yazık ki yalnızca kurumların duvarları arasında kalmamış, sokağımıza kadar inmiş, hayatımızın içerisine sızmış ve adeta yeni bir düzen haline gelmiştir.

Bu yüzden arınmayı sadece siyasetçilerin üzerinden konuşmak ve sadece onlara havale etmek büyük bir eksikliktir.

Adı lekelenmiş, yaptığı işler ile anlattıkları arasında dağlar kadar fark bulunan, kendi hayatında uygulamadığı değerleri meydan meydan dolaşıp insanlara anlatan, hak ve özgürlük nutukları atarken menfaat söz konusu olduğunda tüm ilkelerini rafa kaldıran ikiyüzlü anlayıştan da arınmamız gerekir.

Yanındaki işçinin, çalışanın ve emekçinin hakkını kendi çıkarlarına göre belirleyen; alın terini maliyet kalemi olarak gören; çalışanının evinden yükselen ahı, yarım kalan hayalleri ve bozulan düzeni umursamayan ama sıra kendi çevresine geldiğinde adalet savaşçılığına soyunan samimiyetsiz patronlardan da arınmamız gerekir.

Özgürlükten bahsedip yalnızca kendi düşüncesine özgürlük tanıyan; kendi görüşüne mikrofon uzatırken farklı fikirleri susturan; sansürü başkalarına yakıştırıp kendisi uygulayan; hata yaptığında ise üç maymunu oynayan medya anlayışından ve bu düzenin gönüllü muhafızlarından da arınmamız gerekir.

Vatandaşı mecbur bıraktığı fiyatlarla terbiye etmeye çalışan, en küçük fırsatı zam gerekçesine dönüştüren, ürünleri ve piyasayı kendi çıkarları doğrultusunda şekillendiren, insanın cebine değil adeta boğazına çöken stokçu ve fırsatçı market anlayışından da arınmamız gerekir.

“Benim hırsızım iyidir.”
“Benim rüşvetçim haklıdır.”
“Benim adamım yaparsa vardır bir bildiği.”

İşte bu ülkenin belki de en büyük problemi maalesef budur. Yanlışı yapanın kim olduğuna göre tavır alan, adaleti kişilere göre dağıtan, ahlakı taraftarlığa kurban eden bu çürümüş zihniyetten de arınmamız gerekir.

Kendi hatalarını makamının arkasına saklayan, kendi kirlerini servetiyle örten, kendi geçmişinin konuşulmasına tahammül edemezken başkalarının hayatını didik didik etmeyi marifet sayan; kendisi gibi düşünmeyen herkesi hain, satılmış veya düşman ilan eden bu zehirli dil ve kibirli zihinden de arınmamız gerekir.

Toplum olarak arınmamız gereken o kadar çok şey var ki…

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey yeni sloganlar, yeni nutuklar veya yeni kahramanlar değildir.

Belki de en çok ihtiyacımız olan şey; samimi bir yüzleşme, dürüst bir muhasebe ve topyekun bir arınmadır.

Çünkü bazı kirler sabunla temizlenmeyecek kadar yoğun ve sıradanlaşmış halde…

Ve bu kirleri ise ancak vicdanla temizleyebiliriz.