Hakkı Kabal yazdı...
Arabasız pazar fikri…
Kulağa hoş geliyor.
Afişlerde güzel duruyor, sosyal medyada alkış alıyor.
Zaten bir şehirde alkış alan her fikir, doğru olmak zorunda da değil.
Belediyenin öncülük ettiği bu uygulamayı ne hararetle savunuyorum ne de refleksle karşı çıkıyorum.
Halkta karşılığı olan her şeye saygı duyarım.
Ama şehircilik, sadece karşılık bulmakla değil, karşılığı taşıyacak altyapıyı kurmakla ilgilidir.
Bugün mesele arabalar değil.
Mesele; daralan caddeler, sokaklaşan ana yollar,
otopark konusunda kronikleşmiş bir yetersizlik,
toplu taşıma güzergâhlarında giderek ağırlaşan bir trafik yüküdür.
Bir caddenin trafiğe kapatılması,
o caddenin sorunlarını çözmez.
Sadece sorunları bir sonraki sokağa taşır.
Şehir rahatlamıyorsa,
sadece yön değiştiriyordur.
Ben daha geniş caddelerin hayalini kuruyorum.
Daha düzenli, daha ferah sokakların…
Trafiğin insanı yormadığı, şehrin insanla kavga etmediği bir Eskişehir’in.
Eğer gerçekten arabasız bir şehir hedefleniyorsa,
önce plansızlıktan vazgeçilmelidir.
Önce otopark meselesi çözülmeli,
önce toplu taşıma yeniden kurgulanmalı,
önce cadde ve sokaklar şehircilik aklıyla ele alınmalıdır.
Aksi halde hafta sonu uygulamaları,
şehircilik hamlesi değil,
şehircilik simülasyonu olarak kalır.
Çünkü şehirler sloganlarla değil,
planla büyür.
Ve plan yoksa,
pazar vardır;
ama şehir yoktur.