Cihan Yıldırım yazdı...
Metin Güler, 18 Aralık 2013’ten bu yana Eskişehir Ticaret Odası’nın başkanı. On iki yılı aşan bu süreçte oda kendi kaynaklarını üreten, şehre kalıcı eser bırakan bir yapıya dönüştü.
Fuar alanı, Vehbi Koç Kongre Merkezi, yeni hizmet binası ve Ticaret ve Sanayi Müzesi bu dönemin somut izleri… Tartışmalar da eksik olmadı. Fuar alanında kentin ilk profesyonel fuarının yapılması bir ilkti.
Gerekli miydi, değil miydi tartışması hala sürüyor.
Kongre merkezinin büyük bir ihtiyacı karşıladığını ise kimse inkar etmiyor.
Hizmet binası daha hassas bir zeminde duruyor. Bu devirde böyle bir yapıya ihtiyaç var mıydı, bina üye ile yönetim arasına mı girdi soruları açık. Bunu zaman gösterecek…
Güler’in kendi ifadesiyle bu yatırımlar borçlanmadan yapıldı; bugünkü yeniden yapım maliyeti ise milyarları buluyor. Asıl dikkat çeken başka bir şey…
Güler, ETO’yu siyasete bulaştırmadı!
Kavga ve polemikten uzak durdu. Adı şaibeli bir işle anılmadı. Yönetim katı giderlerinin, gelenekten gelen biçimde yöneticilerin cebinden karşılanması konusunda titiz davrandı. Birçok konuda sabırlıydı; huzurun bozulmasına, kalıcı hasarlara yol açacak adımlardan kaçındı.
En yakın dostları seçimlere girdi… Güler, bu süreçleri çok iyi idare etti. En son ETO Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Oğuz’un seçiminde bile hassas davrandı, dengeleri gözetti… Aynı şekilde Özkan Alp’in seçiminde de…
Bu, sivil toplumda az rastlanan bir idare tarzı.
Peki, en büyük icraatı neydi? Bana kalırsa binalar değil, gençlerin önünü açmasıydı. İki dönemdir rakibi yok. Bunu bir fırsata çevirip kurumu gençleştirdi. Yasin Bakılan, Çağrı Cansever, Eray Gönenli, Kasım Tümenci, Hakan Hiçyılmaz, Emirhan Çokaygil, İlhan Köksal, Tolga Balcı, Barış Can Öztürk ve onlarca genç iş insanı yönetim tecrübesi kazandı.
Siyasette de sivil toplumda da pek kimsenin başaramadığı bir işi yaptı: Bir kuşağı yetiştirdi.
Gençler hazır…
Hatta o kadar hazır ki, keşke bu dönem aday olmasaydı, yolu tamamen onlara bıraksaydı diyenler var.
Eray Gönenli ETO’yu iyi yönetirdi, Yasin Bakılan daha ileri götürürdü diye düşünenler de.
Bu bir eleştiri olduğu kadar, yetişen kadronun gücüne dair bir itiraf. Güler’in en kalıcı eseri beton binalar değil, bu isimler. Umarım önümüzdeki dönemde de aynı çizgi, artarak devam eder. Kurumlar binalarla değil, devredecekleri insanlarla yaşar.