Cihan Yıldırım yazdı...
Eskişehir’in tanıtılmaya muhtaç pek çok değeri var. Bugün onlardan birinden, bal kabağından söz etmek istiyorum. İlk bal kabağı festivali Kızılinler’de dört yıl önce Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın girişimiyle başladı.

Üç yıl önce Yörükkırka’da da başladı. Üçüncüsü yapılan etkinliğe katıldım.
Bal kabağının ilk olarak komşu Uluçayır köyüne geldiğini, oradan Kızılinler ve Yörükkırka’ya yayıldığını öğrendim. Uluçayır’da ekim bugün çok az… Kızılinler’de ise artan hobi bahçeleri üretim alanını daraltmış. Üretim büyük oranda Yörükkırka’da…
Bu yıl köyde yaklaşık 500 dönüm arazi ekilmiş; beklenti bin ton civarı. Üretimin büyük bölümü Almanya ve Hollanda başta olmak üzere yurt dışına gidiyor.
Bal kabağı deyince akla çoğu zaman tatlı gelir. Oysa aşçılardan öğrendiğim kadarıyla çorbasından mezesine, salatasından ana yemeğine yüzü aşkın kullanım alanı var. Festivali Yörükkırka muhtarlığı ile Odunpazarı Kent Konseyi birlikte düzenliyor.

Katılım yüksek… Cumartesi ve pazar devam ediyor; cumartesi gidemeyenler pazar günü kahvaltıdan sonra uğrayabilir.
Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru alanı ve stantları gezdirdi, köy hakkında bilgi verdi. Muhtar İlhami Yolcular, festival ve üretim üzerine anlattı.
Mahalle Meclisi Eş Başkanı Bahar Çevir ile de tanıştık. Köy sürprizlerle dolu… Peribacaları meşhur; güzel bir yürüyüş yolu yapılmış, fotoğraf çekim alanları bol.
Bacalar, yılın diğer zamanlarında da ziyaretçi çekiyor.

Arı kuşunun üreme ve konaklama bölgelerinden biri de burası. Türkiye’de ender görülen bu kuş, Yörükkırka’nın değerlerinden.
Köyde dedelerden ve babalardan kalan tarım aletlerinin toplandığı bir müze var. Bu kez gezmeye fırsat bulamadım; ilk fırsatta bakacağım.
Yörükkırka’nın efeleri de meşhur…

Doğal güzellik o kadar etkileyici ki tam plato diyecektik; zaten film çekilmiş. Cüneyt Arkın’ın bir kaç filmi ile Fatma Girik’in Toprak Ana’sı burada çekilmiş.
Eski okul binası Doğal Yaşam Köyü Konukevi yapılmış. “Doğadan Sofraya Kahvaltı Durağı” adıyla yöresel ürünlerden oluşan bir kahvaltı sunuluyor; gitmeden önce aramak gerekiyor.
Giriş noktasında otopark alanı ayrılmış, jandarma araçları köy içine almıyor. O yüzden hayli düzenliydi.
Fiyatı merak edenler için: kilo başına yaklaşık on lira. On beş-yirmi kiloluk bir kabak yüz elli-iki yüz liraya denk geliyor. Almanya’ya, Hollanda’ya gitmeden alın derim!
Yol kenarında, tarla başında ürününü satan çiftçiler de vardı.
Festival kapsamında iki gün workshoplar, konserler ve yöresel ürün pazarı kurulmuş. Nohuttan fasulyeye, baldan diğer köy ürünlerine kadar pek çok stant var.
Yörükkırka efelerinin oyunları, renkli fotoğraf alanları ve tarla kenarında çektiğimiz kareler günü tamamladı.
Girişteki tabela da net: “Bal kabağının başkenti Yörükkırka’ya hoş geldiniz.”

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un katkıları için teşekkür edildiğini duydum.
Suat Arabacı’nın yaptığı kabak bombası da festivalin sürprizlerinden biriydi; İzmir bombasının kabak hali, tadı yerindeydi. Peribacaları yolunda Ali Baş ile kısa bir yürüyüş de yaptık.
Düzenli, yerinde bir organizasyondu.
Üçüncü yılında; büyüyeceğini, gelişeceğini düşünüyorum. Emeği geçenlere teşekkür. Mihalıççık’ın kirazı, Günyüzü’nün kavunu, İnönü’nün manda yoğurdu ve kaymağı gibi her ilçenin hatta her köyün bir değeri var. Bunların Eskişehir sınırlarını aşması, görünür olması gerekiyor. Yörükkırka’daki etkinlik, bunun için kıymetli.