Cihan Yıldırım yazdı...
Aslında Eskişehir’i çok rahat alması gerekirdi. Hiç zorlanmadan, kendini hiç üzmeden kazanması lazımdı. Çünkü Eskişehir’in uzun yıllar siyasi tercihine baktığımızda karşımıza merkez sağ bir kent çıkar. Demokrat Parti, ANAP, DYP’nin yıllarca seçim kazandığı bir şehir burası…
Bu durum hem yerel hem genel seçimler için geçerli…
Öte yandan arada Selami Vardar var… Kişisel özellikleri ve biraz da genel/yerel siyasi konjonktür nedeniyle iki dönem belediye başkanı seçildi. 1973-1977’de CHP’den, 1989-1994 döneminde SHP’den seçildi.
Bu örneğin dışında Eskişehir, klasik Anadolu kentleriyle aynı siyasi tercihleri yaptı.
Yazıyı yazmanın nedeni İzmir’in AK Parti’ye geçmesi… Ya da CHP oylarıyla seçilen belediye başkanının AK Parti’ye katılması…
İzmir ‘gidince’ gözler Eskişehir’e çevrilmedi elbette…
Aydın gidince, Afyon gidince çevrilmişti. Ama her seferinde Ayşe Ünlüce’nin kararlı ve taviz vermez tutumuyla karşılaşıldı. Ünlüce’nin ‘bagajı’ yok… İzah edemeyeceği bir şey yok. Geride kalan iki buçuk yılda savunamayacağı bir şey yapmadı.
Buna rağmen yakın çevresine ‘gerekirse gider yatarız ama emaneti teslim etmeyiz’ demesi zaman zaman kulisleri hareketlendiriyor. Ünlüce’nin ‘derin siyasetine’ başka bir yazıda bakalım.
AK Parti’nin Eskişehir yolculuğuna dönelim… Burada elbette yerel yönetimden bahsediyoruz. CHP, 7 Haziran 2015 ve 14 Mayıs 2023 genel seçimlerinde Eskişehir’de en çok oyu alan parti oldu. Diğer tüm seçimlerde birinci AK Parti’ydi. 2002, 2007, 2011, 1 Kasım 2015 ve 2018 seçimleri AK Parti’nin zaferiyle sonuçlandı. 2023 seçiminde CHP, AK Parti’ye yaklaşık yüzde bir oy fark attı.
AK Parti, Eskişehir’de yerel seçimlerde beş kez yenildi. Bunun dördü Yılmaz Büyükerşen’e… 1999’da göreve gelen Yılmaz Hoca 2004, 2009, 2014 ve 2019 seçimlerinde AK Parti büyükşehir adaylarını yendi. Sırayla Faruk Karaçay, Prof. Dr. Hasan Gönen, Harun Karacan ve Burhan Sakallı… Son yerel seçim olan 2024’te AK Parti’nin adayı Nebi Hatipoğlu, CHP’nin adayı Ayşe Ünlüce’ye yenilmişti.
Bu yolculukta kritik bir olay var… Daha doğrusu teklif var… AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Murat Mercan, 2004 yerel seçim öncesinde Yılmaz Büyükerşen’i AK Parti’ye davet etti. Teklifi kabul etmeyen Hoca, DSP adayı olarak girdiği seçimi zor da olsa kazandı. AK Parti, Büyükşehir’i kazanmaya bir daha bu kadar yaklaşamadı. Hoca yüzde 45, Faruk Karaçay yüzde 41 oy aldı. Aradaki fark sadece 10 bin bile değildi.
Bu seçimde CHP adayı Aydın Güngör’dü… Evrakı yetiştiremeyen CHP seçime girememişti! Ya da sokulmamıştı… 2009’da yine CHP adayı olan Güngör, yaklaşık 10 bin oy alacaktı.
Kritik değilmiş ama önemli bir olay da 2014 seçimiydi. Kritik olmadığı seçim gecesi anlaşıldı. Hoca, 2011’de DSP’den CHP’ye geçti. DSP’den CHP’ye geçiş sorun olur muydu? Olmadı, Hoca ilk seçim olan 2014’te de seçildi.
Büyükerşen, merkez sağ seçmeni büyük ölçüde yanına çekti. Yani AK Parti’nin yapması gerekeni yaptı.
Yılmaz Hoca, sadece AK Parti adayları ile değil bakanlarla da mücadele etti. Kemal Unakıtan ve Prof. Dr. Nabi Avcı olmak üzere pek çok güçlü ismi de yenmeyi bildi.
Eskişehir, AK Parti’nin içinde ukde olarak kaldı. Yıllarca tartışıldı, formül arandı, onca hizmet edildi ama olmadı. Aday mı yanlıştı, hizmetler mi anlatılamıyordu? AK Parti ne yapsa olmadı. Yıllarca her seçim akşamı Eskişehir kırmızıydı. Bu arada AK Parti’nin 2004’te kazandığı Odunpazarı ve Tepebaşı’nı da zamanla kaybettiğini hatırlatalım.
Çevresi sarı, Eskişehir kırmızı…
Günün sonunda Eskişehir, en azından yerel seçim tercihleri itibariyle ‘solun kalesi’ olma yolunda... Önce merkez sağın kalesi, sonra Büyükerşen’in kalesi, şimdi de solun kalesi olma yolunda…
Bu saatten sonra AK Parti, Eskişehir’i ‘normal’ yollarla yani sandık yoluyla alabilir mi? İmkansız olmasa da çok çok zor görünüyor. Peki, normal yolların dışına çıkabilir mi? Çıkamaz, çünkü Ayşe Ünlüce ‘normal’ bir politikacı değil!