Cihan Yıldırım yazdı...

Türkiye siyaseti çoğu zaman yüksek sesle konuşur. Büyük sloganlar, sert polemikler, kalabalık mitingler üzerinden yürür. Ancak bazı şehirler vardır ki, bağıranı değil hesap yapanı ödüllendirir. Eskişehir tam olarak böyle bir şehir.

Son üç genel seçim, Eskişehir’in siyasete dair çok net bir ders verdiğini gösteriyor:

Bu şehirde seçimler ideolojiyle değil, küçük farklarla kazanılıyor.

Ve bu küçük farklar, büyük sonuçlar doğuruyor.

2018 genel seçimlerinde Eskişehir 7 milletvekili çıkardı.

AK Parti %38,8, CHP %32,3 oy aldı. Aradaki fark yaklaşık 6 puandı. Buna rağmen tablo mutlak bir hâkimiyet üretmedi. Sonuç; AK Parti 3, CHP 2, MHP 1, İYİ Parti 1 milletvekili oldu. Bu, seçmenin değil ittifak matematiğinin sonucuydu.

2023 genel seçimleri ise Eskişehir’in gerçek karakterini ortaya koydu.

CHP %34,05, AK Parti %33,15 oy aldı. Aradaki fark binde seviyesindeydi. Eskişehir bu kez 6 milletvekili çıkardı ama siyasi denge neredeyse milimetrikti: CHP 3, AK Parti 2, İYİ Parti 1.

Bu iki seçimin ortak mesajı çok netti:

Eskişehir’de ne iktidar ne muhalefet kalıcı üstünlük kurabiliyor.

Bu şehir dengeyi koruyor, ama aynı zamanda ufak hataları affetmiyor.

ORC’nin 2025 yılında Eskişehir’de yaptığı ve yıl içine yayılan araştırmalar, bu dengenin artık kırılma eşiğine geldiğini gösteriyor.

“Bu pazar genel seçim olsa” sorusuna verilen cevaplar şu tabloyu ortaya koyuyor:

• CHP %39,6

• AK Parti %32,2

• MHP %6,1

• İYİ Parti %5,6

• YRP, Zafer ve diğer partiler parçalı ama toplamda belirleyici

Bu veriler, 7 milletvekili varsayımıyla okunduğunda CHP 4 – AK Parti 3 dağılımını işaret ediyor.

Ama bu tabloyu önemli kılan şey, kimin önde olduğu değil. Asıl önemli olan, aradaki farkın hâlâ çok dar olması.

Eskişehir’de bir milletvekili için gereken oy farkı yaklaşık %1–2. Bu oran Türkiye genelinde çoğu ilde önemsiz sayılabilecek bir farktır. Ama Eskişehir’de kader belirler.

Bu şu anlama geliyor:

• Seçmeni sandığa götüren ya da sandıktan uzaklaştıran küçük bir etki,

• Bir aday tercihi,

• Bir isim üzerinden oluşan algı

doğrudan Meclis’teki sandalye sayısını değiştiriyor. Dolayısıyla Eskişehir’de kampanyaların tonu değil, adayın niteliği belirleyici oluyor.

Burada özellikle iktidar partisine yönelik açık ve net bir mesaj var:

Merkezden gönderilen aday, Eskişehir’de oy getirmiyor; oy düşürüyor.

Bu bir siyasi polemik değil, bir saha gerçeği. Geçmişten bugüne tüm seçimlerdeki aday ve oy oranlarına bakarak iktidar partisi bu gerçeği ile yüzleşebilir.

Eskişehir’de AK Parti seçmeni, beğenmediği adaya karşı klasik bir “karşı oy” refleksi göstermiyor. Yani CHP’ye yönelmiyor. Bunun yerine daha sessiz ama daha etkili bir tepki veriyor: sandığa gitmiyor.

Bu sessiz boykot;

• kampanya sürecinde fark edilmiyor,

• teşkilat raporlarında görünmüyor,

• miting kalabalıklarında ölçülmüyor.

Ama sandıkta %1–2’lik bir boşluk olarak ortaya çıkıyor. Ve bu boşluk, tam olarak bir milletvekili demek. Hatırlayın AK Parti seçmeni biraz inansaydı Dündar Ünlü efsanesi bambaşka bir boyutta olacaktı şimdi hatta Dündar Ünlü 2.sırada, Emine Nur Günay 4.sırada olsa her ikisi de milletvekiliydi.

Eskişehir’de muhalefetin yükselişi yalnızca kendi başarısıyla açıklanamaz.

Bu yükselişin görünmeyen bir ortağı var: sandığa gitmeyen AK Parti seçmeni ve refleksini kaybeden iktidar

Bu seçmen;

• ideolojik olarak yer değiştirmiyor,

• parti aidiyetini terk etmiyor,

• sadece “bu aday benim şehrimi temsil etmiyor” diyerek geri çekiliyor.

Bu geri çekilme, muhalefete doğrudan oy kazandırmıyor olabilir. Ama iktidara doğrudan milletvekili kaybettiriyor.

Bu yüzden şu cümle abartı değil, tam karşılığı olan bir tespittir:

Sandığa gitmeyen muhafazakâr seçmen, muhalefetin gizli müttefikidir. Seçmeni sandığa küstürmeyecek adayın yanına bir de seçmeni sandığa getirecek adayı koyarsanız yeni bir hikaye başlatabilirsiniz.

Eskişehir seçmeni, Türkiye ortalamasına göre daha yüksek bir sosyoekonomik profile sahip. Eğitim seviyesi, şehirle kurulan aidiyet ve temsil beklentisi yüksektir. Bunu doğru okumak gerekli. Eskişehir seçmeni bazı konuları bilinenden daha fazla önemsiyor.

Bu yüzden seçmenin pozitif tepki verdiği aday profili çok nettir:

• Açıköğretim dışı bir fakülte mezunu

• Mümkünse bir yabancı dil bilen

• Somut bir mesleği olan

• Gelirinin ve servetinin kaynağı bilinen

• Şehirde yaşayan, tanınan, bir karşılığı olan

• Bir sosyal kitlesi bulunan

Bu profilin etkisi abartılı değildir ama ölçülebilirdir: AK Parti açısından %1–2’lik bir geri dönüş sağlar. Ve Eskişehir’de bu oran, tartışmasız biçimde 7. milletvekilinin el değiştirmesi anlamına gelir.

Eskişehir, Türkiye siyasetinin karar vericilerine şu mesajı veriyor:

“Bu şehirde seçim kampanyayla değil, aday tercihiyle kazanılıyor.”

Yanlış aday, sessiz kayıp demektir.

Doğru aday, görünmeyen ama kritik bir kazanım sağlar.

Eskişehir’i anlamayan, bu şehri kaybeder.

Eskişehir’i rakamlarla okuyan ise sadece bir milletvekili değil, siyasi aklı da kazanır.

Bu yazı bir uyarıdır.

Ve bu uyarı, hâlâ dikkate alınabilecek kadar erkendir.