Cihan Yıldırım yazdı...
CHP, 2024 yerel seçimlerinde büyük bir başarı elde etti. Uzun yıllardır elinde tuttuğu büyükşehirlerin yanı sıra, birçok sürpriz il ve ilçeyi kazanarak birinci parti konumuna yükseldi.
Yerel yönetimler, Türkiye’de siyasetin en somut ve en etkili halkasıyla iktidar yolunun anahtarıdır.
Seçmen, günlük hayatına dokunan hizmetleri görür, sorunlarının çözüldüğünü hissederse oyunu da buna göre verir. CHP’nin önünde, bu imkânla “hizmet belediyeciliği” yaparak halkın güvenini pekiştirme ve bir sonraki genel seçimde iktidar için güçlü bir zemin oluşturma fırsatı vardı.
Ne yazık ki bu şans yeterince değerlendirilemedi.
Belediye başkanları sürekli “siyaset” içinde. Kimi kendi isteğiyle, kimi genel merkezin çağrısıyla Ankara’ya gidip geliyor. İl başkanı gibi, milletvekili gibi davranan başkanlar var. Basın açıklamaları, mitingler, polemikler… Görev alanlarında sürekli ulusal siyasetin içinde yer alıyorlar.
Oysa belediye başkanının asli işi, halkın günlük hayatını kolaylaştırmaktır. Ekonomik krizin derinleştiği, enflasyonun ve pahalılığın vatandaşı ezdiği bu dönemde “büyük vaatler” zaten kimseyi tatmin etmiyor. İnsanlar basit ama hayati şeyleri bekliyor: Yolu yap, çöpü topla, çimleri biç, parkları temiz tut, su ve ulaşım sorununu çöz. Hepsi bu.
Belediye başkanlarını durup durup Ankara’ya çağırmak, onları genel merkezin gündemine göre pozisyon almaya zorlamak, yanlış bir yönetim anlayışıdır.
Bu tarz bir yaklaşım, hem başkanların enerjisini dağıtır hem de yerel yönetimleri ulusal siyasetin gölgesinde bırakır. Oysa başarılı bir belediyecilik, yerel sorunlara yerel çözümler üretmekten geçer.
Ankara’ya en yakın biziz… Ona rağmen Ayşe Ünlüce’nin bir toplantı ya da etkinliğe katılması bir gününü alıyor!
Başkanlar, kendi şehirlerinin dinamiklerini en iyi bilen insanlardır. Onları “rahat bırakmak”, inisiyatif kullanmalarına izin vermek, CHP’ye uzun vadede çok daha büyük kazanç sağlar.
Elbette partinin genel politikaları ve hedefleri önemlidir.
Ama yerel seçimle iş başına gelen bir belediye başkanının önceliği, seçildiği kente hizmet etmektir.
Siyaseti belediyeye taşımak yerine, belediyeciliği siyasete taşımanın vakti gelmiştir.
Vatandaş, “Bu başkan işini yapıyor, dertlerimizi çözüyor” dediği zaman zaten partinin genel imajı da güçlenir.
Henüz vakit var. 2024’teki zaferin momentumu korunabilir.
Bunun için CHP genel merkezi, belediye başkanlarına alan açmalı, onları sürekli toplantılara ve polemiklere çağırmaktan vazgeçmeli.
Başkanlar da asli görevlerine odaklanmalı: Temiz, düzenli, yaşanabilir kentler yaratmak. Çünkü siyasetin en etkili dili, yapılan iştir; lafla değil.
CHP’nin elindeki belediyeleri güçlü tutması, sadece bir yerel yönetim meselesi değil, aynı zamanda Türkiye’nin yarınki iktidar mücadelesinin de temelidir. Bu yüzden tekrar söylüyorum: Belediye başkanlarını rahat bırakın. Bırakın iş yapsınlar. Gerisi zaten gelecektir.