Cihan Yıldırım yazdı...
Eskişehir’in en büyük üniversitesi… 30 bini aşan öğrencisiyle… Kökleri 1970 yılına dayansa da resmi olarak 1993’te kuruldu. Anadolu’dan ayrıldı… Bir gece ansızın! Rektörlük yapmış bir hocamızın meşhur ifadesiyle ‘sabah kalktık üzerimizde yorgan yok’…
2005 yılında da Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) adını aldı. Kıymetli yöneticileri oldu… Bu aralar yeni rektörünü arıyor daha doğrusu bekliyor…
Rektörü de bi dolu sorun bekliyor… Yılların ihmaliyle miras kalan sorunlar oldukça ağır…
Altyapıdan akademik performansa, hasta hizmetlerinden idari liyakate kadar pek çok alanda ‘bekleyen’ değil, artık ‘patlamaya hazır’ sorunlar var.
Poliklinik önüne katlı otopark yapılmaması, en görünür ve en yakıcı sorunlardan biri. Günlük ortalama 2 bin 500 hastanın geldiği bir hastanede mevcut otoparkın yüzde 70’inin hocalar tarafından kullanılması, hastaları ve hasta yakınlarını adeta cezalandırıyor.
İnsanlar araçlarını metrelerce uzağa bırakmak zorunda kalıyor. Elbette yer bulabilirse… Ben birkaç kere aracımı kampüs dışına bırakmak zorunda kaldım.
Benzer şekilde, mesai bitimlerinde yaklaşık 30 bin kişinin aynı anda nizamiyeden çıkmaya çalışması, kampüs içi trafiği felç ediyor. KYK yurdu tarafına ikinci bir çıkış kapısının açılmaması, bu yığılmayı kronik hale getirmiş durumda.
Fiziki yapılar da alarm veriyor. 10 katlı ‘çürük’ bina, hem personel hem hasta güvenliği açısından ciddi risk taşıyor. Binada güçlendirme istenmiyor. Yeni bina yapılması talep ediliyor.
Dokuz katlı diş hastanesi de hala açılamadı… Hastane harika oldu ama açılamadı!
Hastalar uzun randevu süreleriyle boğuşurken, acil serviste triaj sistemi çalışmıyor. Mevcut sistem sağlık personelinin fedakarlığıyla yürüyor.
‘Kadro yok’ gerekçesiyle savuşturuluyor… Acilde triajın olmaması, hayati riskleri beraberinde getiriyor.
Son yıllarda ‘bıçak parası’ iddiaları güçlendi…
Akademik cephede de tablo iç açıcı değil. Üniversitenin akademik başarı sıralamaları düşük, proje üretimi neredeyse yok denecek kadar az. Bilimsel üretim ve uluslararası görünürlük açısından ESOGÜ’nün geride kalması, sadece rektörlük değil, tüm Eskişehir için kayıp anlamına geliyor.
En kritik sorunlardan biri de idari ve akademik kadrolardaki liyakatsizlik...
Fakülte sekreterliklerinden müdürlüklere, bazı akademik atamalara kadar ‘liyakatsiz’ isimler kurumu geri götürüyor, tartışmaya açıyor.
Bazı davalar karşısında kayıtsız kalmak, kurumsal itibarı daha da zedeliyor. Skandal denebilecek olaylarda hesap veren yönetici yok!
Yeni rektör, otopark ve trafik sorunu başta olmak üzere onlarca sorunu kucağında bulacak.
ESOGÜ, sadece Eskişehir’in değil ülkemizin en köklü yükseköğretim kurumlarından biri. Bu kurumun ve hastanesinin içinde bulunduğu durum, sadece bir rektör değişikliğiyle düzelecek kadar basit değil.
Ancak yeni rektörün cesur, liyakat odaklı ve sorunları ertelemeyen bir yönetim anlayışıyla hareket etmesi, en azından kronikleşmiş yaraları sarmaya başlayabilir.
Eskişehir kamuoyu, yeni rektörden ‘sorunları yönetmesini’ değil, ‘sorunları çözmesini’ bekliyor. Ve işinin de çok zor olduğunu şimdiden ifade edelim…