Cihan Yıldırım yazdı...
İki ay önce butlan kararı açıklandığında CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, “ocu bucu değilim” diyerek kritik süreçte taraf olmayacağını ilan etmişti.
Net, net bir mesafe koyma çabasıydı. Ama sözler sözde kaldı. Üç-beş gün geçmeden acemilik ve utangaçlık perdesi indi; Süllü, Eskişehir’deki en hararetli butlan savunucusuna dönüştü.
Üstelik ildeki tek vekil olarak…
Onca tepkiye rağmen geri adım atmak bir yana, vites yükseltti. İpleri eline aldı, süreci tek başına yürütmeye başladı ve hala yürütüyor.
Düne kadar siyasi ve toplumsal hayatın pek görünür bir yerinde olmayan, bunun için özel çaba da harcamayan bir isimdi.
Bir anda yüksek enerjiyle ortaya çıktı ve kitlesini bölmeye koyuldu. Görünen o ki bunda epey yol aldı.
Bu tablo yeni değil…
Süllü daha önce de benzer bir rolü oynamıştı. 2009 yerel seçimlerinde DSP adayı olarak sandığa girmiş, CHP Odunpazarı adayı Erman
Gölet’in oylarını bölmüştü!
Sonuç: Belediye, AK Parti’de, Burhan Sakallı’da kalmıştı.
Bugün de aynı desenin daha büyük ölçekte tekrarlandığı iddia ediliyor. Arınma, ilkeler, vicdan gibi lafları bir kenara bırakırsak, ortaya çıkan sonuç iktidarın elini rahatlatmak oluyor.
En azından tabanın önemli bir kısmı onu böyle okuyor. Hal ve hareketlere başka bir anlam yüklemek giderek zorlaşıyor. Çünkü her seferinde “ben tarafsızım” diye başlayan süreç, kısa sürede bir tarafın –ve genellikle mevcut iktidarın– işine yarayan bir noktaya varıyor.
Jale Abla bunu hep yapıyor. Bir kez tesadüf olabilir, ikinci kez “şartlar böyle gerektirdi” denebilir.
Ama aynı senaryonun tekrar tekrar sahnelenmesi, artık tesadüf değil, bir yöntem olarak okunuyor.
Eskişehir’de tek başına yürüttüğü bu süreç de, 2009’daki oy bölme operasyonunun güncellenmiş hali gibi duruyor. Hedef büyümüş olabilir; ama yöntem aynı: Böl, zayıflat, iktidarın yolunu aç.
Siyasette niyet her zaman şeffaf değildir. Ama sonuçlar ortadadır. Ve sonuçlar, Jale Nur Süllü’nün “tarafsızlık” iddiasını her seferinde yalanlamaya devam ediyor.