Yazın sonuna yaklaştığımızı havadan mı anlıyoruz, pazardaki domatesin biberin bolluğundan mı bilmiyorum ama havalarda, Pazarda kışlık hazırlık zamanı geldi diyor.
Eskiden annelerimizin, anneannelerimizin mutfağında daha gördüğümüz bu telaş, bizim ailemizde hala devam ediyor. Kasalarla domatesler alırız, kavanozlar çıkarılır, bir köşede biberler ayıklanır. Çocukken aralarında dolaşır, neyin neden yapıldığını pek anlamadan izlerdik. Şimdi aynı telaşı kendi mutfağımızda yaşıyoruz.
Biz de yazı uğurlarken yavaş yavaş başladık hazırlıklara. Domates suları yapıldı, kavanozlara dolduruldu. Kışın çorbaya, yemeğe, menemene, salataya kullanmak için yaz domateslerimiz hazır. Birkaç gün uğraştırıyor ama soğuk bir günde kavanozu açınca yazdan kalma domates kokusunu duymak güzel oluyor.
Turşular da kuruldu tabii. Salatalık, biber, havuç, bolca sarımsak. Şimdi usul usul olmalarını bekliyoruz. Kuru fasulyenin, nohutun yanına açılacakları günler de çok uzak değil.
Kırmızı biberler közlenip buzluğa kaldırılıyor, patlıcanlar hazırlanıyor. Varsa salça, reçel derken mutfakta yapılacak iş hiç bitmiyor. Tezgâhın bir tarafında boş kavanozlar, diğer tarafında dolanlar.
Belki eskisi kadar çok çeşit yapmıyoruz artık ama kışlık hazırlamanın yeri hâlâ başka. Biraz alışkanlık, biraz bereket, biraz da büyüklerimizden gördüğümüzü devam ettirmek gibi.
Yaz şimdi usul usul vedaya hazırlanıyor. Akşam serinliği biraz daha erken çöküyor, pencereler biraz daha erken kapanıyor. Biz de sanki yaz hemen gitmesin ister gibi domatesin kokusunu, biberin rengini, güneşin sıcaklığını kavanozlara dolduruyoruz.
Mevsimler geçip gidiyor ama insan sevdiği şeyleri bir şekilde saklamanın yolunu buluyor. Bazen bir fotoğrafta, bazen bir hatırada, bazen de mutfak rafında duran küçücük bir kavanozda.
Biz de yazı böyle saklıyoruz. Çayımızı alıp, kışı bekleyebiliriz artık.