Cihan Yıldırım yazdı...

Daha önce de yazdım, yine yazayım: Eskişehir siyasetinde bugün en görünür isim Ayşe Ünlüce… Görünürlük yalnızca makamın doğal sonucu değil; ne yaptığınızla ve ne kadar hızla yaptığınızla ilgili Ayşe Ünlüce söz konusu olduğunda. Bu yüzden Ünlüce bugün kentin hemen her köşe başında konuşulan bir figür haline gelmiş durumda.
Siyasetin karakterleri hızla aşındırdığı, insanların bir şeyleri dikkatle izlemeye bile takat bulamadığı bu zor dönemde, görünür olmak kolay değil üstelik. Ünlüce ise hem görünen hem de konuşulan bir isim olmayı başarabiliyor.
Bunun temel nedeni de galiba şu: Bir şeyler yapmaya niyetli olduğunu hissettirmesi…
Örneğin son dönemde yeniden gündeme gelen kentsel dönüşüm meselesi... Eskişehir’de onlarca yıldır konuşulan ama bir türlü somut adım atılamayan bir alan bu.
Ünlüce’nin burada inisiyatif almaya çalıştığını görüyoruz. Bu, ister istemez siyasi bir risk de barındırıyor; çünkü kentsel dönüşüm Türkiye’de yalnızca teknik değil, aynı zamanda politik bir mesele.
Dahası var… Türkiye’de yerel yönetim siyasetinin klasik refleksi bellidir: Sorunlar genellikle bir adres gösterilerek açıklanır. Belediyeler merkezi hükümeti işaret eder, merkezi yönetim de belediyeleri. Siyasi tartışma çoğu zaman bu karşılıklı işaret etme ritüeli etrafında döner.
Ünlüce’nin yaptığı ise —en azından şimdilik— Eskişehir siyasetinde alışıldık reflekslerin biraz dışına düşen bir çizgiye işaret ediyor. Türkiye’de yerel yönetim tartışmalarının klasik akışı bellidir: Sorun ortaya çıkar, belediye merkezi hükümeti işaret eder; hükümet belediyeyi.
Ateşten top bir elden diğerine gider gelir. Siyaset de çoğu zaman bu paslaşmanın diliyle yürür.
Ayşe Ünlüce ise bu ateşten topu —en azından görüntü itibarıyla— elinden geldiğince göğüslemeye çalışıyor. Bunun nereye varacağını zaman gösterecek. Ama şunu söylemek mümkün: Eskişehir siyasetinde farklı bir ton duyulmaya başladı.
Daha önce de yazmıştım; Ünlüce “herkesin başkanı” olma yolunda oldukça iddialı bir şekilde yürüyor.
Bu iddia ister istemez siyasetçinin omuzlarına ağır bir yük bindirir. Çünkü herkesin başkanı olmaya çalıştığınız anda, kentin her sorunundan da sorumlu hale geliyorsunuz.
Çevre yolu meselesi bunun tipik örneği...
Merkezi yönetimin yıllardır çözmediği bir altyapı sorunu, dönüp dolaşıp yerel siyasetin gündemine otururdu ki Ünlüce bu sorunu kuşak yollar ile çözmeye çalışacak. Aynı durum ekonomik krizin şehir hayatına yansıyan sonuçlarında da görülür. Merkezi politikaların yoksullaştırdığı vatandaş, ilk belediyenin kapısını çalar. Böyle bir tabloda sosyal belediyecilik yalnızca bir tercih değil, aynı zamanda zorunluluk haline geliyor.
Kentsel dönüşüm de benzer bir başlık…
Türkiye’de çoğu zaman merkezi yönetimin yönlendirdiği bu alanda Ünlüce’nin sessiz kalmamayı tercih ettiği görülüyor. Bu tercih, ister istemez belediyeyi daha ağır bir yükün altına sokuyor. Ama aynı zamanda siyasi bir irade gösterisi anlamına geliyor.
Bir parantez de Nebi Hatipoğlu için açmak gerekir. Kız çocukları için açmayı planladığı yurt projesi takdire değer bir girişim. Bu adım, Hatipoğlu’nun iş dünyasından gelen girişimci refleksinin siyaset alanına yansıması olarak da okunabilir.
Ancak Hatipoğlu’nun siyaset sahnesindeki rolü yalnızca hayırseverlik faaliyetleriyle sınırlı kalamaz. Kendisi aynı zamanda hükümetin Eskişehir’deki güçlü temsilcilerinden biri. Eğer şehir siyasetinde gerçek bir denge oluşacaksa Hatipoğlu’nun da bu rolü daha görünür biçimde üstlenmesi gerekir.
Hatipoğlu, Küçük Sanayi ve Gündoğdu için bir şeyler yapmak zorunda… Yıllardır çözüm bekleyen hatta mağduriyet doğuran bu iki bölgede küçük de olsa adım atmalı…
Bugün tablo kabaca şöyle: Ünlüce belediyenin başında, Hatipoğlu ise merkezi iktidarın güçlü figürlerinden biri. Eskişehir siyasetinin önümüzdeki yıllarda nasıl şekilleneceğini de büyük ölçüde bu iki hattın kuracağı ilişki belirleyecek. Çünkü şehir siyasetinde asıl mesele çoğu zaman şu basit soruya dayanır: Kim sorumluluk alıyor, kim yalnızca işaret ediyor?