Deniz Çağlar Fırat yazdı...
Biz Eskişehirliler çok iyi biliriz ki Eskişehir bizim için bir şehir değil, yaşayan, nefes alan bir organizmadır. Eskişehirli olmayanlara bunu anlatmak gerçekten de güçtür. O yüzden mesela nerede yaşarsak yaşayalım, ille de Eskişehir diye sayıklar, Paris’te bile olsak sokaklarını, caddelerini Eskişehir ile kıyaslar, Eskişehir’i özleriz. Bu işin tamamen duygusal kısmıdır. Ve bu sadece Eskişehirlilere özgü bir tat, bir aidiyet hissidir. O yüzden “bize hiçbir yer Eskişehir değil, çünkü hiçbir yer Eskişehir kadar güzel değil” demeyi de hep görev biliriz.
Yeteri kadar şehir milliyetçiliğimizi yaptıktan sonra tam da bu duygusal zeminde, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın 2026 için hazırlattığı amblem üzerine konuşmak anlamlı hâle geliyor.
Çünkü bu logo kocaman bir 26 ve içindeki detaylar ile karşımıza çıkıyor. 26 bizim için çok önemlidir, çünkü sayıların dili olsa 26, “ben Eskişehir’im” diye bağırır. En azından biz öyle hissederiz. Sportif maçlarda bile ister istemez 26 numaralı formayı giyen sporculara özel gözle baktığımız olur.
Dolayısıyla Albayrak’ın 2026 için hazırladığı amblem bu bağlamda bir logo değil, Eskişehirlilik kimliğinin sembolik bir izdüşümü gibi bizi içine çekmeyi başarıyor. Logo detaylarında yer alan yüksek hızlı trenin dinamik kıvrımları, TOGG ve Devrim otomobili gibi detaylar teknoloji ve hareketlilikle özdeşleşen bir geçmişe selam ama gelecek beklentisini de unutturmayan bir vizyonu temsil ediyor.
Kültür, sanat ve spor sembolleri şehirdeki günlük toplumsal çeşitliliği ve bireysel tercihleri görünür kılıyor.
Unutulmasın ki Eskişehirli olmak, şehirle kurulan ilişkiyi otobüs seferlerinden, kahve sohbetlerinden, Porsuk’ta yansıyan gün ışığından ibaret görmek değil; bu unsurların içselleştirilmesinden geçiyor.
Kendinizi bunlara yani hiç tanımadığınız belki de hiç zevk almadığınız bir günlük aktiviteye bile ait hissetmektir, hemşeri olmak… Dolayısıyla Eskişehir’in sembollerle ifadesi, yalnızca geçmişin bir yansıması değil, tüm insanların gündelik hayatındaki aidiyetinin grafiksel ifadesidir.
Bu ister bir cami olur, ister bir kahve köşesi, ister Yazılıkaya’nın gölgesi isterse bir Külliye… Hepsinin toplamıdır işte Eskişehir. İşte amblemin merkezine yerleştirilen “26” bu anlamda birleştirici bir çatıyı temsil eder: Bu denklemin okuması basit değildir; çünkü Eskişehirlilik kimliği, tekil değil çok katmanlıdır. İnsan, mekân, kültür ve üretim arasındaki ilişkilerin kesişimi üzerinden kurulur.
Dolayısıyla ben bu amblemi yüzeysel bir estetikten ibaret değil içinde bir şehir söylemi, bir kimlik söylemi barındıran önemli bir unsur olarak görüyorum.
Ve ayrıca Eskişehirlilik, sadece burada doğmuş olmakla sınırlı değildir; yaşayan, gören, hisseden ve geleceğe dair ortak tahayyülü paylaşandır. Bu ortak tahayyül, “26”nın sadece bir rakam olmadığını bize gösterir: O, Eskişehir’in kendini nasıl gördüğüdür.
Sonuç olarak 2026 için tasarlanan bu kimlik; bir logonun ötesinde, Eskişehirlilik duygusunu tarih ile gelecek arasında bağlayan bir görsel kodlamadır. Bu kod, her Eskişehirlinin zihninde farklı bir hikâye çağrıştırabilir; ancak ortak paydada şu çağrı yatar:
“Geçmişi bilen, bugünü yaşayan ve yarına farkılıklarımızda birlikte yürüyen bir şehir olalım.”
Ben bu amblemi beğendim. Çünkü Eskişehir’i anlatmaya çalışan, onu sadece göstermeyen; düşündüren ve hissettiren işlerden biri olduğunu düşünüyorum.