AKP Odunpazarı Belediye Başkan Adayı Volkan Doğan'ın 2019 yerel seçimlerinde nasıl bir seçim kampanyası yürüttüğünü herkes anımsar.

Kanunun öngörmediği yerlere  bilboard asmalar, büyük büyük fotoğraflar, kendi partisinin logosunun bile önüne geçecek  resimler ve paylaşımlar  bütün Eskişehir halkını hatta AKP üyelerini bile zaman zaman hayrete düşürmüştü. Kendi partisinin logosunun bile görünür olmadığı bilboardlar AKP Genel Başkanı  Recep Tayyip Erdoğan'ın Eskişehir ziyaretinde  bile dikkat çekmişti. Varın siz düşünün durumu...

Hatta 2019 yerel seçimlerinin  en önemli ve aynı zamanda gülünç propagandası ise plakası sökülmüş tır dorselerinin  giydirilip giydirilip Eskişehir'in  muhtelif  yerlerine bırakılması olmuştu. Bir bakıyorsunuz çevre yolunda Volkan Doğan tırı,  hukuka aykırı olarak konulan tır dorseleri hem trafik güvenliğini tehlikeye atıyordu;  hem de 298 sayılı Kanuna aykırılık teşkil ediyordu. Buna rağmen bir yerden kaldırılan giydirilmiş tır dorseleri hemen başka bir yere götürülüyordu. Oradan da kaldırıyorsunuz, bakmışsınız şehrin başka yerinde. İnanın fütursuzca türüyordu.  Ne kadar durursa  kârdır hesabı ile o dönem Volkan Doğan tırları gündem olmuştu.

 Seçim Kurulu hakimleri bile tır dorseleri hakkında sayısız karara imza atmıştı. Hukuka aykırı olduğu AKP Seçim Kurulu üyesine tebliğ edilse bile sanki böyle bir şey yokmuş gibi süreç yürütüldü. Konuldu da konuldu.


Aslında bakarsanız bu durum Volkan Doğan için antipatik olmuştu. Kendisi memnundu ya o açıdan bir sıkıntı yoktu. Ama halk nezdinde bir antipati  oluşuvermişti.  Zaten bu tır dorselerinin sonrasında ESTV'ye çıkan Volkan Doğan'ın canlı yayında deste deste paraları çıkarması Volkan Doğan'ın sonunu hazırlamıştı.


Şimdi bunları hatırlatmanın  ne anlamı var diyeceksiniz?


Olaylar aynı ama kişiler farklı!


Hiç ders alınmadan  seçim kampanyaları  yürütülmeye  çalışılıyor.  İllaki bir seçim kampanyası yapılacak ya da tanıtım  materyalleri  kullanılacak.  Kullanılırken  hukukun çizdiği sınırlar içerisinde  yapılması BÜTÜN PARTİLERDEN ya da ADAYLARDAN beklenen. Ancak açıkça kanuna aykırı siyasi malzemeler asıldığında veya kullanıldığında, bunu denetlemekle  yükümlü olan kurumlar harekete geçecek ve gereğini yapacak.  Buna karşılık  yaygara koparmanın bir anlamı  yok. Hukuka aykırı bir şeyi yapmayı  göze alıyorsan o zaman sonuçlarına da katlanacaksın. Bunun ötesine gitmenin tek anlamı demagojidir



298  sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunu’nun “İlan ve Reklam Yerleri ile İlgili Yasaklar” başlıklı 61. Maddesi  söz konusu duruma dair net bir kural koymuştur.  Şöyle ki;


'Seçimin başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar siyasi partiler, bağımsız adaylar, herhangi bir kurum veya kuruluş ya da vatandaşlar tarafından, bu Kanunda belirtilen yerler dışında, siyasi ilan ve reklam içeren afiş, poster, pankart veya parti bayrağı gibi malzemelerin asılması, yapıştırılması veya teşhiri yasaktır. Aksi halde, bu ilan ve reklamlar  kaldırılır  ve masrafları  ilgilisinden  tahsil  edilir. Bu maddede  belirtilen yasaklarla ilgili işlem yapma yetkisi, seçimin başlangıç tarihinden oy verme gününden önceki otuzuncu güne kadar mülki makamlara, son otuz gün içinde ilçe seçim kurullarına aittir. Belediyeler, bu maddede belirtilen yetkili mercilerin talebi üzerine, maddeye aykırı hususları gidermek için gerekli araç, gereç ve personeli sağlamakla yükümlüdür.'


Böylesine bir hüküm varken; bunun üzerine gitmenin bir anlamı var mı?


Ülkemizde  zaten  Hukuk yerler altında.  Yargıtay'ın Milletvekili Can Atalay hakkında verdiği kararını gözlerimizi  büyüterek, şaşkınlıkla okuduk. Utandık. Yerin dibine giresimiz geldi. Biz utandık; Yargıtay üyeleri verdiği karardan UTANMADI.


Önemli bir göreve talip olan birisinin HUKUKU, en basit bir konu için YANİ SEÇİLEBİLMEK için ÇİĞNEMESİ; akabinde hukuka dair BEYLİK LAFLAR  söylemesi  samimiyetsizliğini bizlere göstermiyor mu?

O zaman dostane şöyle bir uyarıda bulunmak lazım;


‘Adalet bir gün hepimize lazım olacak, ayarlarıyla oynatmayın kendinize gelin!’