Bazı şehirlerin silüeti binalarla, bazılarınınki ise alışkanlıklarıyla çizilir. Eskişehir’in silüetinde ise Porsuk’un şırıltısına karışan bir alkış sesi vardır. Eskişehir, Türkiye’de "tiyatro" denilince akla gelen ilk duraklardan biri olmayı sadece modern sahneleriyle değil, o sahneleri bir gün bile boş bırakmayan vefalı seyircisiyle başardı.
Bozkırın ortasında yükselen bu sanat vahasında tiyatro, belli bir kesimin hobisi değil; mahallelinin, öğrencinin, emeklinin, kısacası sokağın ta kendisidir. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın biletlerinin satışa çıktığı an tükenmesi, bu şehirde bir şehir efsanesi değil, yaşayan bir gerçektir.
Eskişehirli bilir ki tiyatro; sadece bir seyirlik değil, bir aynadır, dert ortağıdır, bazen de gündelik keşmekeşten bir kaçış durağıdır. Şehri bir uçtan bir uca saran sahneler, tiyatroyu lüks bir tüketim olmaktan çıkarıp temel bir ihtiyaç haline getirmiştir. Operasından çocuk oyununa, trajedisinden komedisine kadar her tür, Eskişehir’in o entelektüel dokusunda kendine sarsılmaz bir yer bulur.
Eskişehir seyircisini diğerlerinden ayıran en büyük özellik ise "sanatla kurduğu o sarsılmaz sadakattir." Bu şehirde seyirci, oyuncusuna bir sanatçıdan öte, evinin bir ferdi gibi sahip çıkar. Oyun bittiğinde dakikalarca süren ayakta alkışlar, sadece bir nezaket gösterisi değil; sahnede ter döken emeğe duyulan derin bir saygının ve teşekkürün ifadesidir. Tiyatro salonları burada sadece oyun izlenen mekanlar değil; kentin hafızasının tazelendiği, kuşakların birbirine sanatla bağlandığı gerçek birer buluşma noktasıdır.
Sadece profesyonel sahneler de değil; üniversite topluluklarının amatör ruhu, sivil tiyatro gruplarının heyecanı ve her yıl düzenlenen uluslararası festivaller, Eskişehir’i devasa bir açık hava sahnesine dönüştürür. Gençlerin omuzlarında yükselen bu enerji, kentin sanat damarlarını her sezon taze kanla besler.
Sonuç olarak; Eskişehir’de tiyatro demek, ayazıyla meşhur bir kış gününde sıcacık bir salona sığınıp bambaşka hayatlara konuk olmak demektir. Bu şehirde perde hiçbir zaman sadece dekor için kapanmaz. Her kapanış, bir sonraki alkışın, bir sonraki hikayenin ve bitmek bilmeyen o kolektif hayalin bir hazırlığıdır. Eskişehir sahneye çıkar, dünya ise bu bozkır mucizesini hayranlıkla izler.