Cihan Yıldırım yazdı...

Eski Devlet Hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alınması Eskişehir’de ‘sağlık’ tartışması gündemini oldukça ateşlemiş gibi görünüyor. Geçtiğimiz aylarda yapılan ve adeta geçmişteki “Neşter” operasyonlarını hatırlatan Cumhuriyet Savcılığı soruşturması bir kenarda gizemini koruyor.
Tam bu konu ne olacak derken; önce Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici’nin, sonrasında da iktidar partisinin il başkanı ve vekilinin Eski Devlet Hastanesi arazisine yeni hastane yapılacağı açıklamasından sonra arazinin Cumhurbaşkanı kararıyla özelleştirme kapsamına alınması, ‘sağlıksız bir tartışma ortamı’ oluşturdu desek yeridir.
Peki, Eskişehir’in sağlıkta gerçek ihtiyacı nedir?
Yeni bir hastane mi?
Hastane sayısını artırmak mı?
Yoksa nitelikli sağlık hizmeti kapasitesini artırmak mı?
Tartışma maalesef popülist bir söyleme sıkışmış durumda. Kimse Eskişehir’in gerçek ihtiyacını ortaya koymak derdinde değil. İktidar kendi kalesinde gördüğü golün krizini atlatabilmiş değil; muhalefet popülist bürokratik bir işgüzarlık sebebiyle köşeye sıkışmış rakibine aynı yerden vurup duruyor.
Eskişehir’de hastane yok denemez. Ama sağlık hizmeti yeterli demek de artık zorlaşıyor. Mesele bina değil. Rakamlar bağırıyor: Yıllık 4,6 milyon poliklinik, yıllık 1,2 milyon acil başvuru…
Bu bir başarı hikayesi değil… Vatandaş başka yerde çözüm bulamıyor, hastaneye yığılıyor. Hastaneler sağlık üretmiyor, sistemin açıklarını kapatmaya çalışıyor.
Resmi nüfus: 900 bin...
Ama gerçek yük… Kütahya + Afyon + Bilecik ile birlikte yaklaşık 2,5 milyon kişi… “Yatak var” deniyor. Evet var. Kağıt üzerinde bakıldığında Eskişehir güçlü… Yaklaşık 3 bin 200 yatak, üstelik bunun yaklaşık 500’ü yoğun bakım yatağı..
Bu kapasiteyi Eskişehir nüfusuna göre analiz ederseniz 1000 kişiye düşen yatak yaklaşık 3,45. Dünya ortalaması yaklaşık 4-5, Türkiye ortalaması ise 2,8…
Ama herhangi bir sokak röportajında Hamamyolu’na çıkınca vatandaşın bu tıkanıklığı en derinde hissettiğini anlayabiliyoruz…
Randevu yok…
Acil dolu…
Palyatifte yer yok…
Onkoloji için Ankara’ya gidiyoruz…
Ve en kritik cümle: Mecbur kalınca özele gidiyoruz! Bu bir tercih değil de bir zorunluluk haline geldiyse siyasetin ilk gündem maddesi olur. Yani sorun eksik hastane değil, eksik yatak da değil…
Yanlış dağıtılmış sağlık sistemi ve eksik nitelikli hizmet birimleri… Bugün Eskişehir’de eksik olan şey bina ve yatak değil. Eskişehir’de sağlık konusunda polemik vara ama derinliği yok.
Popülizm sağlık gibi kritik alanları kilitler… Deprem konuşurken, sağlık konuşurken popülizm devreye girerse sonu hezimet olur. Bugün Eskişehir’de veri konuşulmuyor, ihtiyaç analiz edilmiyor, sadece ‘hastane yapalım’ deniyor ya da ‘neden yapılmadı’ deniyor. İktidar saplandı çamura çıkamıyor; muhalefet de bataklığın kendisinden değil iktidarın popülist bürokratik bir işgüzarlık ile çamura saplanmasından bahsediyor.
Peki çözüm ne?
Eskişehir’in ihtiyacı yeni bir ‘genel hastane’ değil…
Nitelikli, ihtisaslaşmış, yüksek yoğunluklu bir sağlık merkezi…
Belki bir dal hastanesi gibi yapılmış bir planlama... İleri cerrahi, güçlü yoğun bakım, onkoloji ile entegre palyatif sistem, onkolojik, kardiyovasküler ve nörolojik aciller ve bu hastaların tedavi alabilecekleri, ameliyatları olabilecekleri müstakil bir merkez, ileri görüntülemeler için bir merkez olabilecek bir planlama.
Bu yalnızca bir bina değil; bir sağlık aklıdır. Eskişehir sağlıkta bir şey kaybetmiyor. Ama çok daha tehlikeli bir şeyle karşı karşıya: Yanlış problemi çözmeye çalışıyor. Çünkü mesele hastane yapmak değil!
Mesele nitelikli hizmetle çözülecek sorunlar yerine ‘şirin’ rakamlarla her geçen gün yükü arttırmak. Ve bu devam ederse… Ne kadar hastane yapılırsa yapılsın, o sistem yine dolacak. Çünkü sorun bina değil. Sorun, o binayı neden yaptığını bilmemek.
Sağlık, seçmenin sabretmediği tek alandır. Vatandaş şunu hissederse ‘Devlet bana yetmiyor’ sonrası sandıkta yazılır. Sandık da bir yana Eskişehir için doğrusunu konuşalım. Yanlış bir analizin peşinden gitmek yerine; Eskişehir’in ihtiyacına bakalım.