Cihan Yıldırım yazdı...
Benim yaştaki insanların cevabını yıllarca aradığı bir soru vardı: Çok okuyan mı bilir çok gezen mi? Hala sürer bu tartışma… 2018 yılında tanıdığım Celalettin Kesikbaş, adeta iki cevabı da reddeden bir yaklaşım ortaya koymuştu: Çok tanıyan bilir... Çok tanıyan kazanır… Çok tanıyan başarır…
Türkiye’nin en başarılı sanayicileri arasında gösterilen Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, yıllardır gençlere ve iş dünyasına hep aynı mesajı verdi: Network en büyük sermaye…
O zamana kadar ‘çok çalışmak, alın teri’ deniyordu. Klasik nasihatler geçerliydi… Erken kalk, geç yat, üret, kazan. Bunlar elbette kısmen hala geçerli… Ama Kesikbaş ısrarla şunu söylüyordu… Bugün artık sadece çalışkan olmak yetmiyor. Doğru insanlarla tanışmak, o insanları doğru zamanda hatırlatmak, güven ilişkisi kurmak…
İşte başarıyı asıl belirleyen bu…
”Aradan geçen yıllarda ne değişti? Bekir Ağırdır, Oksijen’deki yazısında bu gerçeği net bir şekilde ortaya koydu: Artık başarı çok çalışmakla değil, ilişkilerle kazanılıyor…
Ağırdır’ın tespiti, Kesikbaş’ın yıllar önce seslendirdiği öngörüyü doğruluyor… Neden network bu kadar kritik hale geldi? Bilgi o kadar hızlı çoğalıyor ve dağılıyor ki, tek başına araştırma yaparak her şeye yetişmek imkansız.
Fırsatlar artık açık ilanlarla değil, kapalı devre ilişkilerle dolaşıma giriyor.
Güven, en değerli para birimi oldu. Güvenilir bir referans, kapıyı aralıyor; güvensizlik ise sonsuza kadar kapatıyor. İş dünyasında ‘kim bilir’ sorusu, ‘ne biliyor’ sorusundan daha belirleyici.
Kesikbaş’ın gençlerle yaptığı söyleşilerde sıkça vurguladığı gibi: Üniversite yıllarında ya da meslek hayatının daha başında kurulan samimi, kaliteli ilişkiler, 10-15 yıl sonra insanın en büyük avantajı haline geliyor.
Bir telefon, bir tavsiye, bir ortak tanıdık…
Bazen yıllarca süren bir projeyi birkaç saatte başlatabiliyor ya da kurtarabiliyor. Elbette bu, çalışmanın önemini yok saymak anlamına gelmiyor. Aksine çok çalışmak hala temel şart, ama artık yeterli şart değil.
Bugün başarılı olanlar, genellikle hem çok çalışan hem de ilişkilerini bilinçli yönetenler.
Network’ü rastgele değil, değer odaklı kuranlar… “Al gülüm, ver gülüm” değil, uzun vadeli güven ve karşılıklı fayda üzerine bina edenler. Kesikbaş’ın yıllar önce “Network en büyük sermaye” derken kastettiği tam da buydu.
O zamanlar biraz erken gibi görünen bu uyarı, bugün artık bir gerçeklik haline geldi. Genç girişimciye, sanayiciye, profesyonele tavsiyem şu… Kitap okuyun, beceri geliştirin, çok çalışın… Ama aynı zamanda insan tanıyın.
Üniversitede konuşurken ‘Dekanı tanımak yetmez, kantinciyi de tanıyın. Temizlik yapan ablanın da ismini bilin” demişti.
İlişkilerinizi bakımını yapın; unutmayın, network de bahçe gibidir, sulamazsanız kurur.
Çünkü yenidünyada en büyük farkı yaratan şey, ne kadar bildiğiniz değil… Kimin sizi tanıdığı ve size güvendiği. Kesikbaş bunu erken görmüştü. Şimdi hepimiz görüyoruz.