Cihan Yıldırım yazdı...
YÖK her yıl araştırma üniversitelerine ciddi kaynak aktarıyor. 2026’da Araştırma Üniversiteleri Destek Programı kapsamında merkezi bütçeden ayrılan tutar 1,4 milyar liraya çıktı.
Bu para yayın, atıf, proje, dış fon, doktora, patent ve iş birliği performansına göre dağıtılıyor. Unvan da lütuf değil; ölçülen çıktının karşılığı.
2026 listesinde 23 araştırma, 10 aday üniversite var.
Eskişehir’den Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi yine her iki listede de yok. 2017’den beri tablo değişmedi. Tıp fakültesi bulunan kurumların bu sıralamada avantajlı olduğu sık söylenir. ESOGÜ’de tıp var. Avantaj, tek başına sonucu değiştirmemiş.
Araştırma üniversitesi; YÖK’ün araştırma odaklı misyon verdiği, bilimsel üretim ve etkiyle izlenen kurumdur.
Adaylık bile bir izleme programıdır. Oraya girmek “istedik” demekle olmaz. Kadroyu doldurmak da yetmez. Asıl soru şudur: Alınan akademisyenler yayın, atıf, proje ve patent üretiyor mu?
ESOGÜ’de geçen dönemde tıp ağırlıklı ciddi kadro alımı yapıldı. Nihai idari sorumluluk o dönemin rektörlüğündeydi; görevi Prof. Dr. Kamil Çolak devretti. Ancak o kadronun içinde bugünün yönetiminin çekirdeği duruyor. Dönemin rektör yardımcısı Prof. Dr. Emine Gümüşsoy yeni rektör.
Tıp Fakültesi’nde dekanlık yapan Prof. Dr. Atilla Özcan Özdemir hem rektör yardımcısı hem dekan vekili. Yani “o dönem” ile “bu dönem” birbirinden kopuk değil.
Bu bir suçlama metni değil.
Bir performans notu.
Atamalar liyakat ve akademik puana göre yapıldıysa, önümüzdeki değerlendirme döneminde en azından aday araştırma üniversitesi listesinde Eskişehir’in adının geçmesi gerekir.
Geçmezse mesele “eski rektör” cümlesiyle kapanmaz. Yeni yönetim, kendi döneminin çıktısını da üstlenmiş olur.
Kentte bir avantaj daha var. Eski YÖK üyeliği ve eğitim bürokrasisi tecrübesi olan Prof. Dr. Ayşen Gürcan bu şehrin milletvekili.
TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı… Yani dosya hem YÖK hem Meclis hattında “uzaktan” değil, yakından izlenebilir.
İzlemek de hakkın kendisidir: kamu kaynağı, kamu kadrosu, kamu unvanı.
Eskişehir kendini “öğrenci şehri” diye tanımlamaya alıştı. Öğrenci şehri olmak önemli.
Yetmez. Araştırma şehri olmadan o kimlik, barınma ve kafe ekonomisine sıkışır. Anadolu’nun açıköğretim ölçeği, ESTÜ’nün teknik iddiası, ESOGÜ’nün tıp ve sağlık altyapısı ayrı ayrı güçlü görünebilir.
Lig tablosu ise üçünü birden dışarıda bırakıyor.
Yönetim değişti. Kadro alındı. Unvanlar yenilendi. Şimdi sıra çıktıda. Liyakat iddiası varsa, 2027 değerlendirmesi onu ölçecek. Aday listeye giremezsek, “sorumluluk eski dönemindi” cümlesi artık yetmeyecek. Çünkü dümen, aynı kadronun elinde.