Cihan Yıldırım yazdı...
Dokuz yıldır ilçe başkanlığı yapmış bir kişinin en büyük güvencesinin belediye başkanının ve il başkanının desteği olması, gülünç değilse bile hayli garip bir durum.
Dokuz yıl az buz bir zaman değil. Dokuz yılda insanın arkasına makamları değil, insanları alması beklenir. Üyelerinin telefonunu tek tek arayıp “Beni destekler misin?” demekten ziyade, “Bunca yıldır beraberiz, siz zaten benim yanımdasınız” diyebilmesi gerekir.
Telefon telefon dolaşarak oy istemek, kendisini ve yaptığı işleri yeterince tanıtamamış bir aday için anlaşılabilir bir çabadır.
Ama dokuz yıldır teşkilatın başında bulunan bir kişinin hâlâ kendisine destek aramak için ikna turlarına çıkması, ister istemez başka bir soruyu gündeme getirir:
Dokuz yıldır anlatamadığın ne varda arıyor veya arattırıyorsun.
Gelelim madadalyonun öteki tarafına.
Tarihte böyle zamanlar çoktur.
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul surlarının önünde denizin kapısını kapattığını görünce, “Buradan geçilmez” deyip beklemedi. Gemileri karadan yürüttü. Bazen mesele elinizde ne kadar imkân olduğu değil; önünüzdeki engeli aşmak için yeni bir yol açıp açamadığınızdır.
Cevahir Hanım'ın yaptığı biraz böylesi bir durum.
Karşısında belediye başkanını, il başkanını ve mevcut yapının desteğini arkasına almış bir ilçe başkanı var. O ise bütün bunların dışında, tek başına çıkıp “Ben adayım” diyor.
Şimdi soruyorum:
Belediye başkanını ve il başkanını arkasına almış bir adayın karşısına tek başına çıkıp aday olabilen bir kadının kazandığını görmek için, sandıktan birinci çıkmasını mı beklemek mi gerekir?
Bence gerekmez.
Sandık elbette kimin seçileceğini gösterecek. Ama sandıktan birinci çıkman kazanmaya yetmediği durumlar vardır. Rahmi Çınar biraz bu yolda ilerliyor.
Cevahir Hanım'ın yaptığı ise bambaşka.
Belki sandık sonucunu beklemek gerekiyor.
Ama bana kalırsa Cevahir Hanım çoktan kazanmış.
Sadece henüz bunun farkında değil ne Rahmi Bey ne de Yeni Partililer…