Cihan Yıldırım yazdı...

Bir belediye başkanının en büyük meselesi, gerçekten eşinin kariyeri ya da ruh hali olabilir mi? Sivrihisar’ın adı, bir süredir bir tuhaflığın içinde geçiyor. Nereden başlamalı...
Habil Dökmeci iki yıldır görevde. Kimi iyi işler yaptığını söylüyor, kimi selefi Hamid Yüzügüllü’den devraldığı düzeni sürdürdüğünü. Tuhaf olan şu: Dökmeci’nin belediye başkanlığı performansı, eşi kadar konuşulmuyor.
Adı, icraatlarından çok eşi Nergiz Dökmeci üzerinden anılıyor. Kariyeri, ruh hali, nerede çalıştığı, nerede çalışacağı… Siyasetin merkezine yerleşmemesi gereken başlıklar, ısrarla manşete taşınıyor.
Şunu baştan söylemek gerekir: Siyasetçi, kamusal alana çıktığı anda eleştiriye açık hale gelir.
Sert eleştiriye de, haksız olana da. ‘Kırıldım’, ‘küskünüm’ gibi tepkiler, siyaset için bir tür lükstür. Küsmek kızmak kırılmak biz fanilere ait özellikler. Bu kadar da lüksümüz olsun...
Elbette her tartışma anlamlı ya da hakkaniyetli değildir.
Ama yine de dolaşıma girer, yer bulur.
Habil Dökmeci örneğinde ilk başlık, belediyeyi aslında eşinin yönettiği iddiasıydı. Bir süre konuşuldu, sonra kendi kendine sönümlendi. Ardından eşinin memur yapılacağı iddiası geldi. Odunpazarı Belediyesi Özel Kalemi üzerinden bir atama yapılacağı konuşuldu. Oldu mu, olmadı mı; netlik yok. Belirsizlik, dedikodunun en verimli toprağıdır. Bu mesele de orada büyüdü.
Oysa aynı isim, Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı ESMEK gibi bir yapıda zaten görev alıyordu.
Sonra ESKİ’nin Günyüzü koordinatörlüğü iddiaları çıktı… Tartışmanın taşma noktası burası oldu. Habil Dökmeci bu iddialar üzerine Büyükşehir Belediyesi’nin iki bürokratına sert sözler söyledi. Anlatırken bile zihin bulanıyor: Kim ne istedi, kim kime neden kızdı, kim kime neden küstü… Belirsizlik burada da sürüyor.
Bu belirsizliğe, Ayşe Ünlüce müdahil oluyor. Zaten yoğun olan belediye başkanlığı gündeminin, ulusal ve uluslararası temaslarının arasına, bir de böyle izaha muhtaç meseleler ekleniyor.
Gerçi genel başkanın baş başa görüştüğü bir isim olarak Habil Dökmeci’nin, CHP içinde nerede durduğunu biz de tam bilmiyoruz. Zaten şu sıralar CHP Genel Merkezi’nden Dünyanın Merkezi’ne uzanan hatta, kim ne yapıyor, kim ne yapacak, ne olacak soruları netlik kazanmıyor. Dolaşımda olan şey, daha çok belirsizliğin kendisi.
Bunca karmaşanın arasında Nergiz Hanım’ın meselesine sıra gelir mi? Geldi, geliyor, gelmeli! Öyle değil mi CHP?