Cihan Yıldırım yazdı...
Büyükşehir’in trafiği biraz olsun düzene sokmak için ana caddelere duba koyması eleştiri konusu oldu. Evet, ilk bakışta Büyükşehir’in yaptığı ‘ilkel’ geliyor göze… Bu çağda başka çözümler mümkün diyesi geliyor insanın…
Öte yandan Büyükşehir, bunu yapmaya mecbur kaldı!
Önce Yunusemre Caddesi ardından başkaları ve son olarak Mustafa Kemal Atatürk Caddesi… Konuyla ilgili herkese yüzlerce telefon gitti: Böyle olmaz, bu yanlıştan dönün diye…
Sen en son Esnaf Sarayı ve civarı esnaflardan telefon aldım: Biz bittik, işler bıçak gibi kesildi!
Ana arterlere duba koyan Büyükşehir’i eleştirelim. Sürücü, esnaf veya bölgede oturan vatandaşlar olarak… Fakat sadece Büyükşehir ile sınırlı kalmasın eleştirilerimiz…
Mustafa Kemal Atatürk Caddesi’ndeki büyük marketlere ruhsat verenleri de eleştirelim. Mal indirme bindirme saatini düzenlemeyen UKOME’yi de eleştirelim.
Dörtleri yakıp arkadaşının dükkanına çay içmeye giren, Halk Ekmek’ten ekmek alan hatta kuruyemişçiye uğrayan… Eczane, su arıtma cihazı satışı yapanlar… Liste uzayıp gidiyor…
Sadece onlar mı?
Mustafa Kemal Atatürk Caddesi’nden bazı cadde ve sokaklara dönüş izni yok. Örneğin Odunpazarı’ndan İstasyon’a giderken Taşköprü’ye dönemezsin. Ama dönüyorlar… Hem de trafiği alt üst ederek…
Çağdaş’a mal getiren…
Migros Jet’e mal indiren…
MR. DIY’den silgi alanlar…
Çocuğunun kütüphaneden çıkmasını bekleyenler…
Asya Halı’ya taksit ödemesi yapanlar…
Milenyum Kuaförü’nden arkadaşını alacaklar…
Su arıtma cihazlarını merak edenler…
Mustafa Kemal Atatürk Caddesi’nde ‘dörtleri’ yakıp trafiği yavaşlatanlar… Hepsini eleştirmemiz lazım…
Bir başlık da trafik polislerine açmamız lazım…
Onlarda nicedir ortalıkta yoklar. Evet, her yer kamera oldu belki fiziki olarak polise ihtiyaç yok ama hiç olmazsa ayda üç beş gün caddede tur atsa, hatalı park eden ya da dönen 10-15 sürücüye ceza kesse işler daha başka türlü olurdu.
Konuk Sokak’tan Mustafa Kemal Atatürk Caddesi’ne çıkmak isterken dakikalarca beklediğimi bilirim. Sebep? Sola dönüş yasak olmasına rağmen dönmek isteyenler yüzünden…
Uzatmaya gerek yok.
Duba, ilkel bir şey…
Ama onu koyan, koymak zorunda kalan ilkel değil. Koyduran ilkel…