Bugün tramvayları, parkları, üniversiteleri ve hareketli şehir yaşamıyla tanıdığımız Eskişehir, bundan yaklaşık 100 yıl önce çok farklı bir görünüme sahipti.
At arabalarının, demiryollarının ve geleneksel çarşı kültürünün günlük yaşamda önemli bir yeri vardı.

Ancak Eskişehir’in hikayesi yalnızca eski sokaklardan ve nostaljik fotoğraflardan ibaret değildi. Demiryollarının gelişmesi, Millî Mücadele yıllarında yaşanan yıkım ve Cumhuriyet’in ilk dönemindeki sanayi yatırımları, şehrin geleceğini şekillendiren önemli dönüm noktaları oldu.

Peki, 1926 yılında yaşayan bir Eskişehirli bugün şehre gelseydi ilk neye şaşırırdı?

Muhtemelen ilk olarak şehrin büyüklüğüne ve değişen ulaşım sistemine…

Bir zamanlar at arabalarının ve demiryollarının öne çıktığı şehirde bugün tramvaylar, yoğun trafik, geniş caddeler ve bisiklet yolları var. Bir asır boyunca gelişen kentleşme, eski yerleşim alanlarının çevresinde yeni mahallelerin, apartmanların ve büyük konut projelerinin yükselmesini sağladı.

Eğitim alanındaki gelişim de dikkatini çekerdi. Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi çevresinde şekillenen öğrenci yaşamı, şehre bambaşka bir kimlik kazandırdı. Kafeler, kültür ve sanat etkinlikleri, genç nüfus ve hareketli sosyal yaşam, Eskişehir’in bugünkü yüzünü oluşturan önemli unsurlar haline geldi.

Porsuk Çayı çevresindeki düzenlemeler, parklar ve müzeler de geçmişten gelen bir Eskişehirli için oldukça şaşırtıcı olurdu. Bugün Porsuk çevresindeki hareketlilik, şehrin yalnızca çalışılan değil, aynı zamanda yaşanan ve vakit geçirilen bir yer olduğunu gösteriyor.

Peki, 100 yıl sonra bile tanıyabileceği neler olurdu?

Demiryolları hala Eskişehir’in önemli bir parçası. Üstelik şehrin sanayi ve havacılık alanındaki birikimi de gelişerek devam ediyor. Ticaretin tarihsel merkezleri ve çarşı kültürü de şehrin geçmişiyle bugün arasında bağ kurmamızı sağlıyor.

Belki de en çok, Eskişehir’in Cumhuriyet’le kurduğu bağı fark ederdi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında gelişen bir şehirden, bugün modern yaşamı, eğitim kurumları ve kültürel çeşitliliğiyle tanınan bir kente uzanan dönüşümün içinde dolaşırdı.

Elbette bugünün Eskişehir’inde onu şaşırtacak daha pek çok şey olurdu.

Şehrin merkezindeki bir alışveriş merkezine girip mağazaları gezmek, Sazova Parkı’ndaki Masal Şatosu’nu görmek ya da Eskişehirspor taraftarlarının tutkusuna tanık olmak… Bunların her biri, 1926’dan gelen bir ziyaretçinin kolay kolay unutamayacağı deneyimler olabilirdi.

Ancak asıl ilginç soru şu: Bugün yaşayan bizler, 2126 yılında Eskişehir’e gitseydik nelerle karşılaşırdık?

Bir asır sonrasını hayal edelim:

- Eskişehir’in trafik sorunu çözülmüş olacak mı?
- Şehrin nüfusu bir milyonu aşacak mı?
- Porsuk Çayı bugünkü gibi şehrin yaşamında yer almaya devam edecek mi?
- Kışın hala boza içilecek mi?
- Arsa ve konut fiyatları İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerle yarışmaya devam edecek mi?
- “Hatboyu” korunmuş ve bakımlı olacak mı?
- Eskişehirspor Süper Lig’de şampiyonluk yaşayacak mı?
- Kuzey Çevre Yolu tamamlanmış olacak mı?
- Eskişehir’e katlı kavşaklar yapılacak mı?
- Kentin çeşitli seçimleri hala tek adaylı yapılacak mı?
- Gündoğdu, küçük sanayi ve benzeri alanların dönüşümü yapılacak mı?

Belki de 2126 yılında yaşayan bir Eskişehirli, bugünkü fotoğraflara bakıp bizim yaşadığımız şehre şaşıracak. Belki bugün sıradan gördüğümüz tramvayları, caddeleri ve binaları nostaljik bulacak.

Çünkü şehirler değişir, alışkanlıklar değişir, teknoloji değişir. Ancak geride bıraktığımız izler, gelecek nesillerin geçmişi anlamasını sağlar.

Peki, sizce 2126 yılında Eskişehir nasıl bir şehir olacak?