Cihan Yıldırım yazdı...

“Değerli dostum…

Yakışıklı oğlunun Tıp hedefinin gerçekleşmesini dilerim. O başarılı bir genel cerrah namzedi gibi geldi bana… Hayırlısı…

Cumhuriyet Bayramı…

Cumhuriyet sevilir…

Sevildiği için baş tacıdır.

Bu güzel gün ancak bayram olarak kutlanabilirdi öyle de oldu. Biz çok mu şanslı ve ayrıcalıklı bir milletiz ki Cumhuriyeti bayram yapan nadir bir ülkenin vatandaşlarıyız.

Yolumuz çok aydınlıktır. Sakın karamsar olmayın…

Çünkü…

Cumhuriyet bir ışıktır…

Bu ışık egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu ve laik yaşamı ile toplumun her köşesini aydınlatan ulus bilincini hedef alan, sahip olduğu dilimizle kültürümüzü ve Cumhuru dünyaya duyurma şansını kazanmış, özgür bir ülkenin yönetim tarzıdır.

Dünya ülkeleri içinde bize layık görülen bu yönetim ile ne kadar öğünsek azdır. Ancak onu korumak ve kollamak ise buna layık olan Türk Milleti’nin kaçınılmaz görevi olup o derecede önemlidir.

Atamızın dediği gibi; Cumhuriyet fikren, ilmen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Bu görevi yapacaklar ise istikbalimizin güvencesi gençlerimizdir.

Onlara yapılan vasiyet ise çok açıktır. Yine onun ifadesi ile… Gençler Cumhuriyet’i biz kurduk, o nu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz. Onun naçiz vücudu toprak oldu ama Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır.

Ulusal bağımsızlığımızın günü olan Cumhuriyet’imizin kurulduğu ışıklı yolunun aydınlığında yürüyelim Bayramımız kutlu olsun.”

Not: Kanlıkavak civarında yürürken karşılaştığım Prof. Dr. Hikmet Hassa’dan 29 Ekim’de böyle güzel bir mesaj aldım. Hem Cumhuriyet Bayramı’nın anlamı hem de geleceğe dair umutlu görüşlerini sizlerle paylaşmak istedim.