Cihan Yıldırım yazdı...

Eskişehir’e yeni gelen biri, gökyüzünden gelen o tanıdık sesi duyunca ister istemez başını kaldırır. Eskişehirli ise başını kaldırmadan yürür.


Bu küçük ayrıntı, kenti en iyi anlatan göstergelerden biridir. Çünkü Eskişehir, sivil havacılığın yanı sıra askeri havacılığın da önemli merkezlerinden biridir.
Eskiden F-4’lerin, şimdi F-16’ların çıkardığı ses, şehrin gündelik hayatının bir parçası haline gelmiştir.

Bu sesler zaman zaman şikâyet konusu olur. Hasta yakını vardır, uyuyan çocuk vardır, telefonla konuşan ya da televizyon izleyen vardır.

Bir uçak geçtiğinde sohbet yarım kalır, televizyonun sesi duyulmaz olur. Ara sıra “acaba üs biraz daha dışarıya kaydırılabilir mi, uçuşlar şehre değil de diğer yöne mi yönlendirilebilir” diye kısık sesle konuşmalar da yapılır.

Bunlar anlaşılır rahatsızlıklardır… Ancak aynı sesin başka bir anlamı daha vardır ve o anlam, şikâyetlerin üzerine daha ağır basar.

Bir dönem Eskişehir’de komutanlık yapmış, daha sonra Hava Kuvvetleri Komutanı olmuş Hasan Aksay Paşa’nın Valilik ziyareti sırasında yaşadığımız küçük bir olay, bu ikili durumu çok net ortaya koymuştu.

Ziyaret sırasında uçaklar peş peşe geçiyor, merdivenleri çıkarken konuşmalar yarım kalıyordu.

Gazeteciler arasında “şikâyetleri ve önerileri soralım mı” diye fısıldaşmalar başlamıştı. Kim soracak diye bakışılırken, uçak sesleri bir an kesildi.

Paşa o arada kendiliğinden konuştu:
“Bu uçak sesleri duyuyorsunuz. Biz bunlara gürültü olarak bakmıyoruz. Bunlar özgürlüğün sesidir arkadaşlar.”

O cümleden sonra soru sorulmadı!

Sorulamadı da… Çünkü söylenen söz, hem güvenlik gerçeğini hem de duygusal bir karşılığı aynı anda taşıyordu.

Savaş uçakları, bir yandan günlük hayatı böler; bir yandan da dostta güven, düşmanda tedirginlik yaratır. Bu ikisinin dengesi, kolay kurulmaz.

Bugün yine gökyüzü hareketli. Türk Yıldızları’nın gösterisi nedeniyle uçak sesleri daha sık duyuluyor. Yeni gelenler başlarını kaldırıp bakıyor, Eskişehirliler ise alışkanlıkla yürümeye devam ediyor.

Belki de en doğrusu, bu sesleri sadece rahatsızlık olarak değil, aynı zamanda o kısa ama etkili cümleyle değerlendirmek: özgürlüğün sesi olarak.

Şikâyetler yok sayılamaz, teknik çözümler de zaman içinde konuşulabilir. Ancak her ses duyulduğunda sadece gürültü değil, aynı zamanda bir güvencenin de hatırlanması gerektiği gerçeği ortada duruyor.

Eskişehir’in gökyüzü, bu ikisini bir arada taşıyor.