Cihan Yıldırım yazdı...

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi’nde Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Cengiz Ovalı, küçük kesi ameliyatları konusunda kendisini hayli geliştiren, bu alanda yüzlerce vaka gerçekleştiren bir hekim.

Yaklaşık 500 ameliyat, şehir dışından gelen hastalar, üç-beş günde ayağa kalkan ve taburcu olan insanlar… Hasta yorumlarına bakıldığında, Hoca’nın ne denli önemli bir iş yaptığı açıkça görülüyor.

Ülkenin dört bir yanındaki tıp fakülteleri ve hastaneler kendisini davet ederken, kendi şehrinde, kendi üniversitesinde rahat bırakılmıyor! Geçtiğimiz günlerde rektör adayı olan Cengiz Hoca, sevilen ve sayılan bir isim…

Adaylık süreciyle birlikte adı ciddi ciddi konuşuldu…

Ben kendisine de söylemiştim: Şifa dağıtan insanların idari görev üstlenmesini pek doğru bulmuyorum!

Şakayla karışık “Hocam, atama olmazsa hiç üzülmem” demiştim. Oysa adaylık sonrası artan popülarite, Hoca’nın başına adeta bela getirdi… CİMER şikayetleri, soruşturmalar derken ikinci bir soruşturma açılmış; üstelik Hoca yurt dışındayken…

Ülkemizi temsil eden, bu alanda başarılı işler yapan bir hekime dünyayı dar etmekle meşgulüz. Hasta baktı, “Niye baktın?”; bakmadı, “Niye bakmıyorsun?”…
Anlaşılan o ki yeni rektör de arkasında durmuyor; soruşturma iznini hemen vermiş.

Elbette herkes denetime tabidir, herkes soruşturulabilir.

Ancak Cengiz Hoca’ya yapılanların ‘yıldırma hareketi’ gibi durduğunu söylemek de yanlış olmaz. Yakın çevresi, Hoca’nın yaşananlara ve maruz kaldığı muameleye kırgın olduğunu ifade ediyor.

El üstünde tutulması gereken bir hekim, birilerinin hedefi olmuş.

Başarı, özellikle de kendi alanında fark yaratan başarı, bazen kıskançlığı, bazen de “yerini bil” mesajını beraberinde getiriyor. Cengiz Hoca’nın hikayesi, maalesef bunun tipik örneklerinden biri gibi duruyor.

Şifa dağıtan bir insanın, hastalarının ayağa kalkmasıyla değil, idari çekişmelerle anılması çok yazık.

Başarı cezasız kalmayacak gibi…

İnşallah bu süreç, Hoca’nın mesleki birikimini ve hastalarına verdiği emeği gölgelemez. Çünkü asıl kaybeden, sadece o değil; ihtiyacı olan hastalar ve üniversitenin kendisi olur.