Cihan Yıldırım yazdı...

Siyasetin itibar kaybettiği bir ülkede yaşıyoruz.

Öyle sıradan bir kayıp değil bu. Artık tanıdığımız, tanımadığımız her siyasetçinin bir yerlerde akçeli işlere bulaşmış olabileceği ihtimali, zihnimize mıh gibi çakılmış durumda.

Eskiden bir siyasetçiye güvenmek için sebep arardık. Şimdi güvenmemek için sebebe bile ihtiyaç duymuyoruz.

İşte böyle bir zamanda Ayşe Ünlüce bir kutup yıldızı oldu memlekete.

Kutup yıldızına neden bakılır?

Çünkü insan yolunu kaybetmiştir.

Bugün ülkenin, hepimizin, birbirinden farklı siyasi görüşlere sahip insanların yüzünü aynı yıldıza çevirmesinin sebebi biraz da bu. Kaybolduğumuzu biliyoruz. Fakat hangi yöne gideceğimizi artık pek bilmiyoruz.

Daha önce de yazmıştım.

Artık şaibeli olmamak yetmiyor. Şaibenin yakınında bile bulunmayacaksın.

Çünkü siyasette ahlak, bir zamanlar olması gereken sıradan bir meziyetken bugün başlı başına bir seçim vaadine dönüştü.

Düşünün…

Bir siyasetçinin en büyük vaadi ne olabilir?

Yol yapmak mı?

Köprü kurmak mı?

Yatırım getirmek mi?

Hayır.

Çalmamak.

Çaldırmamak.

Makamı ailesinin geçim kapısına çevirmemek.

Oğlunu, kızını, eşini, yakınını kamu gücüyle akçelendirmemek.

Aslında bunların hiçbiri birer meziyet değil. Olması gerekenin en alt sınırı. Fakat memleket öyle bir yere geldi ki olağan olanı olağanüstü saymaya başladık.
Vatandaş da artık meselenin yalnızca kendi açlığından, yoksulluğundan, geçim derdinden ibaret olmadığını kavradı.

Çünkü yoksulluk yalnızca cebin boşalması değildir. Bir ülkenin ahlaki ölçülerinin boşalması, cebin boşalmasından çok daha ağır sonuçlar doğurur.
İnsanlar artık yalnızca kendilerini doyuracak bir siyaset istemiyor.

Utanmayı bilen bir siyaset istiyor.

Namuslu, ahlaklı, makamın kendisine değil emanetine sahip çıkan yöneticiler görmek istiyor.

Çünkü bir ülkenin kurtuluşu, senin benim iyi insanlar olmamızla sınırlı değil. Asıl mesele, kamusal gücü elinde tutanların doğru yerde durabilmesi.
Yönetici doğru yerde durmuyorsa vatandaşın ahlakı, kötü yönetimin bedelini ödemeye yetmiyor.

İşte Ayşe Ünlüce'nin şahsında gördüğümüz, daha doğrusu görmek istediğimiz şey de bu.

Yalnızca başarılı bir belediye başkanı değil, siyasetin kaybettiği ahlaki ölçünün yeniden mümkün olabileceğine ilişkin bir işaret.

Düne kadar sorumluluğu bir kentin sınırları içindeydi.

Bugün ise kendisine yüklenen anlam o sınırları aştı. O artık bir kutup yıldızı…

Görüyorum ki yalnızca Eskişehir'in belediye başkanı olarak değerlendirilmiyor. Siyasette temiz kalmanın, ölçüyü kaybetmemenin, makamın insanı değiştirmesine izin vermeyişinin mümkün olduğunu da gösteriyor.

Bu, bir siyasetçiye verilebilecek en büyük payelerden biri.

Ama aynı zamanda en ağır yüklerden biri.

Çünkü kutup yıldızının görevi parlamak değil, yön göstermek.

Ve yönünü kaybetmiş bir memlekette, o yıldızın sönmemesini dilemek artık yalnızca bir siyasetçiye duyulan güvenin değil, doğruya duyulan ihtiyacın da ifadesi.
Mesele Ayşe Ünlüce'nin ne kadar yükseğe çıkacağı değil.

Yükseldikçe, bugün kendisine bakmamıza sebep olan o yıldız olma özelliğini kaybetmemesidir.

Çünkü bu memleketin yeni yıldızlardan çok, yerinden oynamayan yıldızlara ihtiyacı var.

Ve Ayşe Ünlüce o yıldızdır…