Sonbahar, bu kente hep çok yakışır… Porsuk Boyu boyunca nazlı nazlı dökülen sarı yapraklar, Adalar’ın üzerini kaplayan o hafif sis ve sokaklara yayılan serin rüzgâr; Eskişehir’i adeta yaşayan bir şiire dönüştürür. İnsanın içini tatlı bir melankoli, dingin bir huzur kaplar bu mevsimde. İşte tam da böyle zamanlarda, kentin ruhuna dokunan en güzel şey sanattır; bizi gündelik hayatın telaşından söküp alan, hislerimize tercüman olan melodilerdir.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin 2026-2027 sanat sezonu Caz Günleri ile kentin kültür haritasına yine büyülü bir çentik atacağını öğrendiğimde, içimde tam da bu his uyandı. Üstelik bu yıl açılış, uluslararası caz sahnesinde adı saygıyla anılan, müziğinde derin bir tutku barındıran Art Baden Quartet ile yapılıyor. Türkiye turnesinin ilk durağı olarak Eskişehir’i seçmiş olmaları ise biz sanatseverler için sıradan bir konser duyurusundan çok daha fazlası; unutulmaz bir müzik akşamının ilk habercisi.

Caz, yalnızca notaların bir araya gelmesi değildir. O, o anın ruhudur; bir nefesin, bir telin, bir vuruşun o saniyede yakaladığı özgürlüktür. Saksafon ise cazın en içli, en insanı yakalayan sesidir kuşkusuz. Bize bu büyülü deneyimi yaşatacak olan Art Baden, müzik eğitimini Avrupa ve Amerika’nın en saygın kurumlarında sürdürmüş bir usta. Berklee College of Music’teki günlerinin ardından caz dünyasının efsanevi mabedi Herbie Hancock Institute of Jazz’da yüksek lisansını tamamlayan Baden, yeteneğini 2019 Michael Brecker Uluslararası Saksafon Yarışması’ndaki üçüncülüğüyle tüm dünyaya kanıtlamış bir isim.

Ancak müziği asıl unutulmaz kılan, sahnede yakalanan o eşsiz uyumdur. Art Baden’e bu yolculukta ülkemiz caz sahnesinin en nitelikli, en yetenekli isimleri eşlik ediyor: Gitarda hisli dokunuşlarıyla Onur Aymergen, davulun başında ritme can veren Serkan Alagök ve kontrabasın o tok, derin sesiyle parçalara hayat veren Ulaş Özdemir… Bu dört usta müzisyenin sahnede yaratacağı sinerjiyi, doğaçlamanın getirdiği o sürprizlerle dolu estetiği düşünmek bile heyecan verici. Hiçbir performansın bir öncekine benzemediği, her notanın yalnızca o geceye ve o salondaki dinleyiciye özel olacağı bir atmosfer bizi bekliyor.

Sonbaharın bu duygusal atmosferinde, ruhunuzu müziğin doğaçlama akışına bırakmak ve cazın sıcaklığında ısınmak isterseniz bu buluşmayı kaçırmayın derim.

Salı gecesi Opera Sahnesi’nin o büyüleyici atmosferinde, müziğin ve sonbaharın birleştiği o tarifsiz anda buluşmak dileğiyle…