Cihan Yıldırım yazdı...

Eskişehir’in Kırmızıtoprak semtinde, Odunpazarı ilçesinde yükselen o uçak biçimli bina, 27 Ekim 1948’de hizmete girdiğinde Türk havacılık tıbbının da temelleri atılıyordu. Bugün 78. yılını dolduran tesis, hala Yunus Emre Devlet Hastanesi 2 Eylül (İki Eylül) Hizmet Binası / Polikliniği olarak poliklinik hizmeti veriyor; aynı kompleks içinde Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü ve Uçucu Sağlığı Eğitim Araştırma Merkezi de faaliyet gösteriyor.

Kökeni 1920’lere uzanıyor…

İstasyon bölgesinde 4. Kolordu Hastanesi olarak kurulan yapı, Yunan işgali sırasında kısa süre Kırşehir’e taşınmış, ardından geri dönmüştü. 1939’da kolordu hareketinin ardından “Hava Hastanesi” adını aldı.

Bugünkü binanın temeli 17 Mayıs 1939’da atıldı; İkinci Dünya Savaşı koşulları inşaatı geciktirdi ve tesis 27 Ekim 1948’de resmi olarak açıldı. İlk baştabibi Tbp. Alb. Tevfik Güner’di.

Türkiye’de havacıların muayenelerine ve havacılığa özgü sağlık sorunlarına yönelik işlev yüklenen ilk kurum burada kuruldu. 1950’lerde fizyolojik eğitim merkezi faaliyete geçti; Türkiye ve Ortadoğu’daki ilk alçak basınç odası (hipobarik çember) burada çalışmaya başladı.

1948’den itibaren düzenlenen uçuş doktoru kurslarıyla binlerce askeri ve sivil uçuş hekimi yetişti. 1956’da Hava Tababeti Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü’nün kurulmasıyla bilimsel kapasite daha da güçlendi. 1990’larda santrifüj, vertigo cihazı ve alçak basınç odası gibi donanımlarla güçlenen Uçucu Sağlığı Araştırma ve Eğitim Merkezi, binlerce yerli ve yabancı pilota eğitim verdi. Havacılık tıbbının Türkiye’deki neredeyse tüm gelişmeleri bu çatı altında başlamıştır.
Bina, dünyada uçak biçiminde inşa edilmiş tek hava hastanesi olarak anılır.

Kanatlarda klinikler, kuyruk bölümünde idari birimler ve başhekimlik yer alır; yukarıdan bakıldığında gövde, kanatlar ve kuyruk net şekilde seçilir.

Bu mimari, hem işlevsel hem de sembolik bir tercih olarak havacılık ruhunu yansıtır ve yapı tarihi-kültürel miras değeri taşır. Kısa bir dönem TSK Asker Hastanesi adını da alan tesis, 15 Temmuz 2016 sonrası askeri hastanelerin Sağlık Bakanlığı’na devredilmesiyle sivil statüye geçti ve Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne bağlı ek hizmet binası olarak yoluna devam etti.

Yaklaşık 65 bin 810 metrekare arazi üzerindeki kompleks, Eskişehir’in havacılık tarihiyle özdeşleşmiş durumda.


2026’da tesis bir kez daha kamuoyunun gündemine geldi.

24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ülke genelindeki 71 taşınmazdan biri olarak özelleştirme kapsam ve programına alındı; satış, kiralama veya gelir ortaklığı gibi yöntemlerle 31 Aralık 2028’e kadar değerlendirilmesi planlanmıştı.

Karar, tarihi değer, devam eden sağlık hizmeti ve önceki taahhütler gerekçesiyle milletvekilleri İbrahim Arslan, Jale Nur Süllü ve kamuoyunda tepki çekti. Ardından Valilik, AK Parti yetkilileri ve milletvekillerinin girişimleriyle süreç tersine döndü.

Ağustos 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile Hava Hastanesi, eski Devlet Hastanesi ile Sivrihisar ve Mihalıççık’taki ilgili sağlık alanları programdan çıkarıldı; aktif sağlık hizmeti sunulan alanların satışa konu edilmeyeceği vurgulandı.
Tesisin hafızasında İstiklal Gazisi Yakup Satar da yer alır…

Son gazilerden olan Piyade Er Satar, 2008’de rahatsızlandığında burada tedavi görmüş, generaller için ayrılan odada misafir edilmişti. Bu ayrıntı, binanın yalnızca bir sağlık tesisi değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın bir parçası olduğunu hatırlatır.

78. yılında Hava Hastanesi mimarisi, birikimi ve Eskişehir’in havacılık kimliğiyle önemli bir kamu sağlık tesisi olmayı sürdürüyor. Özelleştirme tartışmalarının ardından kamu hizmeti niteliğinin korunması, bu mirasın gelecek nesillere taşınması açısından anlamlı bir adım.

Binanın uçak silueti hala gökyüzüne bakarken, içinde yetişen hekimler ve verilen eğitimler Türk havacılık tıbbının sessiz tanıkları olarak duruyor.