Cihan Yıldırım yazdı...

Eskişehir’in artık resmi olarak 15 markası var. Türk Patent ve Marka Kurumu’nun tescil ettiği bu coğrafi işaretler, şehrin toprağından mutfağına, el emeğinden sofra kültürüne kadar uzanan bir zenginlik haritası çiziyor.

Listede Lületaşı, Met Helvası, Eskişehir Simidi, Çibörek ve yeni tescil alan Kızılinler Balkabağı yer alıyor.

Sivrihisar ise dokuz ürünüyle (Arabaşı, Cebe, Dövme Sucuğu, Höşmerim Tatlısı, Kelem Dolması, Kilimi, Muska Baklavası, Sarka, İncili Küpe) listenin en kalabalık bölümünü oluşturuyor.

Mihalıççık’ın asırlık Sorkun Çömleği de bu 15’lik tabloyu tamamlıyor.

Bu tesciller sıradan bir isim koruması değil. Coğrafi işaret, bir ürünün kalitesini, üretim yöntemini ve coğrafi kökenini güvence altına alan hukuki bir kalkan.

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’ın vurguladığı gibi; “bir ürünü kayıt altına almanın ötesinde, toprağını, iklimini, ustasının emeğini ve itibarını koruyan bir belge.”

Artık başka bir yerde üretilen sucuk “Sivrihisar”, başka bir yerde yetişen kabak “Kızılinler” diye satılamayacak.
Bu, hem üreticiyi haksız rekabetten koruyor hem de tüketiciye güven veriyor.

Türkiye, 1.900’ü aşkın coğrafi işaret tesciliyle Çin’den sonra dünyada ikinci sırada.

Avrupa Birliği’nde tescilli ürün sayımız ise 46’ya ulaştı. Eskişehir’in 15 markası bu büyük tablo içinde mütevazı ama anlamlı bir yer tutuyor.

Lületaşı 1999’dan beri şehrin adını dünyaya duyururken, çibörek 2012’deki ilk tescille gastronomi yolculuğunu başlattı.

Met helvası, simit, Sivrihisar’ın dövme sucuğu ve muska baklavası gibi ürünler artık yalnızca lezzet değil, korunmuş birer değer.

Asıl mesele ise tescilin ötesinde.

Bu 15 markanın üreticinin cebine yansıması, esnafın iş hacmini artırması, ilçelerin kalkınmasına katkı sunması ve şehrin marka değerini yükseltmesi gerekiyor.

Kızılinler Balkabağı örneğinde olduğu gibi kadın emeği ve ata tohumuyla yetiştirilen ürünlerin korunması, kırsal kalkınma açısından da önemli bir adım.

Ancak tescil bir son değil, başlangıç…

Tanıtım, kalite denetimi, ambalajlama, üretici örgütlenmesi ve uluslararası pazarlama çalışmalarıyla bu ürünler gerçek bir ekonomik değere dönüşebilir.

Eskişehir’in 15 markası, şehrin kimliğini resmiyetle belgelenmiş hali… Onları yaşatmak, tanıtmak ve gelecek kuşaklara aktarmak ise hepimizin ortak sorumluluğu.