Cihan Yıldırım yazdı...

Eskişehir Şehir Hastanesi’nde yaklaşık dört bin kişi çalışıyor. Bu rakam, orta ölçekli bir ilçenin nüfusuna denk. Hastane modern, büyük, ‘şehir’ unvanı taşıyor.
Ama bu dört bin insanın mesai arasında nefes alabileceği, sosyalleşebileceği ya da basit bir spor yapabileceği bir alan yok. Varsa da kimse duymamış, görmemiş… Şehir hastaneleri modelinin vaadi büyüktü.

“Otel konforunda sağlık hizmeti” deniyordu. Hasta ve hasta yakını için kafeler, marketler, kuaförler planlandı. Personel içinse çoğunlukla planlanmadı. Eskişehir’de de durum aynı.

Bursa Şehir Hastanesi’nde de, Ankara Etlik’te de, İstanbul Başakşehir’de de benzer tablo…

Ticari alanlar var, personel için spor salonu, fitness alanı ya da düzgün bir dinlenme yeri yok.

Etlik’te çalışanlar molalarını otoparkta ya da boş odalarda geçirdiklerini anlatıyor. Başakşehir’de kulüp kurarak kayak, gezi, bağlama gibi faaliyetler örgütleniyor; yani ihtiyaç var ama tesis yok, insanlar kendi aralarında çözüm üretmeye çalışıyor.

Eskişehir Şehir Hastanesi 2024’te “Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Sertifikası” almış. Sertifika güzel, kağıt üzerinde tamam. Ama fiziksel aktiviteyi desteklemek, çalışanlara “yürüyün, sağlıklı beslenin” demekle olmuyor.

Dört bin kişinin yoğun tempo içinde çalıştığı bir yerde, mesai öncesi veya sonrası 20-30 dakika spor yapabileceği bir alan yoksa, bu sertifika motivasyon afişinden öteye geçmez.

Hemşire, teknisyen, temizlik personeli, güvenlik, idari kadro…

Hepsinin vardiyası, nöbeti, iş yükü farklı. Ortak olan şey, günün sonunda vücudunu ve kafasını biraz rahatlatma ihtiyacı.

Büyük hastanelerde personel spor salonu açan örnekler var. Bazı eğitim ve araştırma hastaneleri bunu yaptı, çalışan memnuniyeti arttı. Şehir hastaneleri ise hem daha büyük hem daha yeni. Bütçe ve alan da daha fazla.

Buna rağmen bu konuda geride kalmaları, önceliklerin nerede olduğunu gösteriyor. Hasta memnuniyeti anketleri takip ediliyor, ticari alanlar kiraya veriliyor, döner sermaye hesapları yapılıyor. Çalışanın mesai dışında 30 dakikasını geçireceği yer ise “olsa iyi olur” listesinde kalıyor.

Dört bin kişi az değil…

Bu insanların önemli bir kısmı 12-16 saatlik nöbetler tutuyor, gece çalışıyor, fiziksel olarak yoruluyor. Spor yapmak ya da bir çay içip sohbet etmek için dışarı çıkmaları, çoğu zaman hem zaman hem ulaşım açısından zor.

Hastane kampüsü içinde basit bir spor alanı, bir dinlenme salonu, hatta düzenli turnuva organizasyonu bile büyük fark yaratır. Bunu yapmak için büyük yatırım da gerekmez. Mevcut bir alanı dönüştürmek, basit ekipman almak yeterli olabilir.

Şehir hastaneleri “çağdaş” ve “kapsamlı” olarak pazarlanıyor.

Kapsamlılık, sadece hasta yatağı ve poliklinik sayısıyla ölçülmez. Orada çalışan binlerce insanın çalışma koşulları da bu kapsamın parçası. Eskişehir Şehir Hastanesi’nde dört bin kişi çalışıyorsa, onların da dinlenme ve hareket hakkı var. Bu hak, bir lütuf değil; hem çalışan sağlığı hem de verilen hizmetin kalitesi için gerekli.