Cihan Yıldırım yazdı...
Eskişehir’in beş asırlık hafızası Kurşunlu Külliyesi, bugün bir tahliye tartışmasının ortasında. Oysa sorulması gereken soru, külliyeyi hangi kurumun kullanacağı kadar, bu tarihî mirasın hangi amaçla yaşatılacağıdır.
Çoban Mustafa Paşa’nın yaptırdığı Kurşunlu, yalnızca bir camiden ibaret değildi. Mektebiyle çocuklara eğitim verir, imaretiyle ihtiyaç sahiplerinin sofrasını kurar, kervansarayıyla yolcuyu ağırlar, zaviyesiyle insanları bir araya getirirdi. Vakıf anlayışının özü de buydu: Bir bina yapmak değil, o binayla insanın hayatına dokunmak.
Bugün müzelerin, sanat atölyelerinin ve geleneksel el sanatlarının külliyede yer bulması değerli. Lületaşı, cam, ahşap ve diğer sanatların ziyaretçiyle buluşması, tarihi mekanın yaşayan bir kültür merkezine dönüşmesini sağlıyor.
Ancak “aslına uygun kullanım” yalnızca bir yapının duvarlarını korumak değildir. Kuruluşundaki eğitim, üretim, misafirperverlik ve dayanışma fikrini de bugüne taşımaktır.
Bu nedenle imaret, tarihi dokuya zarar vermeyen bir sosyal dayanışma programıyla yeniden anlam kazanabilir. Mektep çocuklara tarih ve sanat eğitimi verebilir. Atölyeler, sadece ürün satılan yerler olmaktan çıkıp usta-çırak ilişkisinin sürdüğü eğitim merkezlerine dönüşebilir. Elbette her adım, koruma ilkelerine ve hukukî gerekliliklere uygun atılmalıdır.
Bugünkü anlaşmazlıkta gözden kaçırılmaması gereken bir başka husus var: Mağduriyet tek döneme ait değil. Geçmişte kira ve kullanım uygulamalarından zarar gördüğünü söyleyen sanatçıların iddiaları araştırılmalı. Bugün faaliyet gösteren esnafın işini ve emeğini kaybetme endişesi de aynı ciddiyetle ele alınmalı. Dün dışarıda kalan ustaları unutarak bugünü savunamayız; bugünün esnafını kapının önüne koyarak da geçmişin hatalarını düzeltemeyiz.
Çözüm, kurumların birbirine üstün gelmesinde değil, açık kurallarla kurulacak ortak bir modelde. Vakıflar idaresi, belediye, esnaf, sanatçılar ve koruma uzmanları aynı masada buluşmalı. Kira gelirleri, bakım giderleri ve kullanım şartları şeffaf biçimde açıklanmalı. Geçmiş başvurular incelenmeli; mevcut işletmeler için makul bir geçiş güvencesi sağlanmalı. Sanatçılara alan tahsisinde eşit, denetlenebilir ölçütler belirlenmeli.
Burada esas olan tarafların haklılık yarışından çok Eskişehir’in kazanmasıdır.
Kurşunlu’nun kapısında kimin tabelasının durduğu kadar, içeride kimin öğrendiği, ürettiği, doyduğu ve umut bulduğu önemlidir. Beş yüz yıl önceki vakıf ruhuna yakışan da budur: Kavga büyütmek değil, hizmeti büyütmek.