Cihan Yıldırım yazdı...
Eskişehir’de şehir gündemi yoğun… Sağlıkta yaşanan soruşturmalar, ulaşım kararları, trafik sorunları…
Ancak tüm bu başlıkların ortak noktası şu: Etkili bir siyasi refleks yok! Neden? Çünkü bu konuları enine boyuna değerlendirecek, sonuç alan bir aksiyon planı ile il başkanını kamuoyu önüne çıkaracak bir kurmay akıl yok. Liyakat çıkmazı…
Sorumluluk almayan iktidar refleksi sendromu yaşanıyor bu şehirde.
Herkes koltuğunda. Ama kimse işinin başında değil.
Gündem belirleyemediğin gibi, rakiplerin tarafından belirlenen gündeme de razı oluyorsun, gündeme katılmak başka razı olmak başka.
Görünen razı oluyorsun.
Siyaset fotoğraf çektirmek ve sosyal medyada paylaşmak değildir.
Siyaset; yanlış gördüğünde konuşmak, hata gördüğünde itiraz etmektir.
Bugün Eskişehir’de eksik olan tam olarak budur.
Sorunlar konuşuluyor ama sahiplenilmiyor.
Hatalar görülüyor ama dile getirilmiyor.
Vatandaşın rahatsızlığı yukarı taşınmıyor.
Fotoğraf var, ziyaret var, paylaşım var…
Ama şehrin gündemine yön veren tek bir hamle yok.
Şehir bürokrasisinde savcılık radarına giren olaylara kadar yaşanan sıkıntılar artık kamuoyunun malumu mu?
Belediyenin ulaşım kararları tartışmalı mı?
UKOME kararları vatandaşı mağdur ediyor mu?
Çarşı, pazarda yalnızca ekonomi kaynaklı olmayan yerel yönetim kaynaklı onlarca sorun var mı?
Cevap net: Evet.
Peki, AK Parti nerede?
Teknik rapor yok.
Veri yok.
Cesaret yok.
Önce kendimden başladım deyip kendi bürokratına hesap sormak yok.
Bu tablo ne belediyeleri ve CHP’yi ne de AK Parti’yi güçlendirmez.
Bu durum siyaseti zayıflatır.
Siyaset zayıfladıkça şehir kaybeder.
Eskişehir’de AK Parti teşkilatının 100 günlük acil eylem planı olmalı…
Bu “eleştiri”leri yıkmak için değil, ayağa kaldırmak için yapıyorum. Eskişehir teşkilatı bugünden itibaren şunları yapmak zorunda:
1. Bürokrasi izleme masası: Sağlık başta olmak üzere kritik bürokrasi alanlarında (ulaşım, eğitim, sanayi, tarım) kamuoyu gündemini günlük takip eden, raporlayan, cevap üreten bir ekip. (İsim değil, sistem.)
2. Belediye performans karnesi: UKOME kararları, ulaşım projeleri, altyapı, otopark, trafik, kentsel dönüşüm… Her ay “rakamla” anlatılan bir karne. Belediyenin iyi yönetilememesi nedeniyle vatandaş neyi kaybediyor; rakamla, veriyle anlatmak gerekiyor.
3. Saha çalışmasını bir çıktıya bağlamak: Her ilçe için haftalık hedef, aylık sonuç; ziyaret sayısı değil, çıktı sayısı. Kaç vatandaş ile birebir görüşüldü? Kaç talep alındı? Hangi talepler sonuca ulaştı? Sosyal, ekonomik, siyasi sonuç ve analizleri her ay düzenli hazırlandı mı?
4. Kriz iletişim protokolü: Şehirde geçtiğimiz ay sağlıkta yaşandığı gibi alanlarda “etik ve güven” krizi çıktığında 24 saat içinde net mesaj: “Denetim–şeffaflık–hesap verebilirlik.” Bunun için güçlü veri, iyi ekip, doğru analiz
5. Teşkilat içi öz eleştiri kültürü: Sorunları konuşmaktan korkan teşkilat büyümez. Korkan teşkilat, zamanla “süs” olur.
Eskişehir, “hikâye”yi sevmez; gerçeği sever. Gerçek de şudur: Ya Eskişehir’de teşkilat siyaset yapacak, ya da siyaset Eskişehir’de teşkilatsız yapılacak.
Eskişehir susanı değil, cesaret edeni ciddiye alır.