Cihan Yıldırım yazdı...

Kaldırım yapmasan anlaşılır. Para yok dersin gıkımız çıkmaz. Yolları onarmasan da… Hani tasarruf tedbirleri deriz geçeriz.

Halk eğlensin diye festival düzenlemeyebilir, kültürlensin diye sergiler açmayabilirsin.

Bu yıl böyle bütçeyi dengeliyor der arkasında dururuz Ahmet Ataç'ın.

Cumhuriyeti en güzel biçimde anlatacak heykel de bekleyebilir.

Heykel bekler, cumhuriyet bekler, cumhur bekletilir mi hiç soğuk buz gibi işsizlik çukurunda.

Kabul ediyorum memlekette taşın itibarı insandan yüksek.

Ama bu zamanda ne lazım, derseniz:

Ekmek…

Vaziyet böyleyken Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, işçi çıkarmaktan söz ediyor.

Gerekçesi elbette vardır.

O gerekçeleri bilmez miyiz? Fakat hiç merhamet şubesi bulunmadığından o kadar eminiz ki o gerekçelerin…

Felaketlerin masum gerekçeleri.

Her biri küçük cinayetlerin failleri.

Memleketin dört bir yanında işten çıkarmalar konuşulurken, geçim sıkıntısı insanların boğazına dayanmışken belediyenin ilk vazgeçeceği şey işçinin ekmeği mi olmalı?

Belediyeciliğin yalnızca şehre değil, şehirliye karşı da sorumluluğu var. Hükümet aç mı koyuyor sen doyuracaksın hükümet işsiz mi bırakıyor sen sahipleneceksin.

Yoldan kaldırımdan sanatsal faaliyetlerden park ve bahçelerden vazgeçiyoruz. Oradaki tek bir işçi için.

Kentin kaldırımlarını güzelleştirirken insanlarını kaldırıma düşürmek bu zamanın belediyeciliği değil.

Hiç değil.

Canı çıkmış insanların bir de işten çıkarmayın.