Tarih 2003-2004…

Şu anda yerinde bir hastane olan bir vakıf çocuklara Kur’an dersleri veriyor…

Hafızam beni yanıltmıyorsa burada yatılı öğretim de söz konusuydu.

O zaman bu bölgeye jandarma bakıyor…

Yani jandarmanın sorumluluk alanında.

Valilik onaylı bültende, bir gün önceki asayiş olayları yer alırdı.

Yani basın mensupları bülteni Valilik Basın Halkla İlişkiler Birimi’nden alırdı…

Yine bir bülten haberi olarak karşımıza çıkan olayda, burada Kur’an öğrenen bir çocuk intihar girişiminde bulunmuştu.

Anadolu Ajansı Eskişehir Bürosu’ndan bir arkadaşımız bunu haberleştirmiş ve pek çok ulusal ve yerel gazetede yayınlanmıştı.

Haber gazetelerde yer alınca dikkati çekmiş olacak ki, bu vakfın bir sorumlusu soluğu büromuzda almıştı.

Aramızda geçen konuşma özetle şöyleydi:

“Kardeşim siz bu haberi nereden aldınız? Size bu olayı kim söyledi? Ailelerin veremediği terbiyeyi biz burada veriyoruz. Bazı çocuklar baskıya, zora gelemiyor. Bu hadiseyi büyütmeye gerek yok. Biz aileyle görüştük kimse şikayetçi değil…”

Hasılı…

Bu görüşmede geçen ifadelerden de anlaşılacağı üzere, Kur’an öğretmeyi ya da dini eğitimi baskı ve zulme dönüştüren kendini bilmez hoca mı imam mı artık kimse çocuklara dünyayı dar etmiş anlayacağınız…

İntihar girişiminden sonra, bu olaydan sorumlu olduğu düşünülen kişiyle vakıf yollarını ayırdı diye biliyorum…

Bu yazıyı İsmailağa Cemaati'ne bağlı Hiranur Vakfı'nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel'in kızını 6 yaşında “evlendirdiği” iddiasına ilişkin fotoğrafların ortaya çıkmasının ardından sadece Türkiye değil dünya genelinde yaşanan infial üzerine kaleme almaya karar verdim.

Nasıl böyle bir zihniyete sahip olabilir bir insan?

Bu olayı masum gösterme adına yapılan açıklamalar ise mide bulandırıyor…

Gazeteci Timur Soykan’ın Birgün gazetesindeki yazısıyla ortaya saçılan 6 yaşındaki kız çocuğuna ‘gelinlik’ giydirildiği ve 29 yaşındaki Kadir İstekli ile yan yana görüldüğü fotoğraflar, “doğru olamaz tüm bunlar” dedirtiyor insana…

Erkek çocuklarıyla ilgili televizyonlarda sıkça boy gösteren cübbeli şahsın erkek çocuklarıyla ilgili “bademlenme” sözlerini unutmuş değiliz…

Tüm bunlar gösteriyor ki cemaatler özellikle AK Parti hükümetlerinin iktidarları boyunca başıboş bırakılmış…

Pek çok yayın organında da yayınlanan Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esergül Balcı ve ekibinin 2019 yılında 4 ay süren saha çalışması, Türkiye’de eğitim sorunlarının artık had safhaya çıktığını ortaya koydu.

Çalışma kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, eğitim sendikaları ve diğer devlet kurumlarının verileri incelendi. Ayrıca İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Diyarbakır, Bursa, Sakarya, Düzce, Denizli, Adıyaman, Siirt, Şırnak, Mardin, Gaziantep, Şanlıurfa ve Batman illerinde tek tek bireylerle yüz yüze görüşülerek nitel araştırma yoluyla saha çalışması yapıldı. Elde edilen bilgiler rapor haline getirildi. “Eğitimde Tarikat Gerçeği: Bir Milyon Çocuk Tarikatların Elinde” adını taşıyan raporda, eğitim sistemindeki çarpıcı bilgiler yer aldı.

Rapora göre, Türkiye’de belli başlı 30 tarikat silsilesi ve bunların 400 kolu bulunuyor.

Sadece İstanbul’da 445 tekke faaliyetlerini açıktan sürdürüyor. 800’ün üzerinde faal medrese bulunuyor.

Üstelik büyük şehirlerde kaç apartman medresesinin faaliyette olduğu ise tam olarak bilinmiyor.

Çoğunluğu kız çocuklarına yönelik açılan apartman medreselerinde 12-18 kişi kalıyor.

Ne tür faaliyet gösteriyorlar?

Kime ne eğitimi veriyorlar?

Vakıf adı altında kurulup, ana faaliyet konuları nelerdir?

Bütçeleri, harcamaları, insan kaynakları kimlerden oluşuyor?

Tüm bunlar denetleniyor mu?

Aile baskısıyla küçük yaşta evlendirilenlerden sadece biri su yüzüne çıktı.

Kim bilir daha kaç çocuk insanlık dışı bu zulme maruz bırakılmış…

“Her şerde bir hayır vardır” derler…

Umarım bu şer de bir hayra vesile olur da sorumlular yargı önünde hesap verir…

Cemaatler de mercek altına alınır.