Cihan Yıldırım yazdı...

CHP bir ara seçim formülü üzerinde çalışıyor. 22 vekil istifa eder ve istifası kabul edilirse bir ara seçim zorunlu hale gelecek.
Hatta belki CHP meclis çoğunluğunu ezici şekilde elinde bılundurduğu belediyelerde de hem başkanı, hem meclis üyelerini, hem de yedek üyeleri de istifa ettirerek zorunlu bir seçime götürmeyi düşünüyor. Eskişehir’de buna uygun gibi görünen Tepebaşı var. Ama vekillik konusundaki formülde CHP Eskişehir’de kesin ara seçim yaptırmak isteyecek. Hatta istediğini İbrahim Arslan’ı istifa ettirmeyi düşündüğünü dahi bilgi olarak verebiliriz.

Kontrollü bir kaos oluşturarak; güçlü seçim bölgelerinde AK Parti ve Cumhur İttifakı ile adeta siyasi bir düello yaşamak istiyor. Belediye seçiminden daha çekişmeli, daha heyecanlı ve kesinlikle daha önemli hale gelebilir. Çünkü CHP bu kontrollü kaos senaryosu ile Seçim ortamı yaratmak (erken seçim baskısı), Kamuoyu desteğini ölçmek, İktidar üzerinde siyasi baskı kurmak ve “fiili referandum” etkisi oluşturmak istiyor. Başarabilir mi? Çok zor bir yol. Riskli mi? Evet. Buna değer mi? Kesinlikle… Siyaset zaten bir doğru risk alma oyunudur.

Peki gelin Eskişehir senaryosunu konuşalım.
İbrahim Arslan istifa etti ve yeniden aday oldu. Ya da Jale Nur Süllü dedi ki “Ben Yılmaz Hocam için fedakarlığa hazırım” ve Yılmaz Hoca aday oldu. CHP’de kim istifa eder kim aday olur çok önemi olmaz. Seçmenin fikri sabit düşüncesi net.
Peki AK Parti ya da Cumhur ittifakı cephesi nasıl?
Devlet hastanesi arazisi için sağlığın çıkardığı kriz, çevre şehircilik eski il müdürünün icraatları problemi, teşkilat yetersizliği, vekil ilgisizliği, belediye yokluğu…
Liste uzar gider…
Şimdi AK Parti paydaşlarından adı geçenleri yoklayalım. Hangisi bu seçimde bu riski alır?

Zeynep Güneş… Türkiye’ye mal olmuş bir mağduriyet. 3 dönem belediye başkanlığı.

Gürhan Albayrak… Teşkilatı kendine göre dizayn etti. İftar çadırları, maç yayınları, “atom karınca” olduğunu kabullendirmeye çalışması da cabası. Üstelik şehirde de ondan habersiz kuş uçmaz ne de olsa şehri mevcutta dizayn etme gücü elinde.

Mürsel Çavdar… Cumhurbaşkanının şehirdeki en yakını. Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç’u atattıran da iradelerden biri ve en etkilisi. Gençlik kollarından bu yana parti çalışmalarında. Hikayesi güzel…

Hasan Basri Yalçın… Şehre göz kırpanımız. Kemal Bandırma’yı atayan irade. Üstelik Genel Başkan Yardımcısı…

Burhan Sakallı, Serhat Tunç, Mustafa Kemal Bandırma, Özkan Alp, Hamid Yüzügüllü liste uzayıp gider.

Bir de AK Parti döneminin mevcut gölgesinden faydalanan, sebep oldukları krizlerde ölü taklidi yapıp AK Parti’yi adeta bataklığa saplayan ama parti içi bayramlaşmaları aksatmayan, yüzünden gülücük eksik olmayan bürokratlarımız Yaşar Bildirici, Hasan Kalın, Hikmet Çelik gibi isimler…

Peki ya eski vekiller. Tepebaşı ilçe başkanı atamasına kadar irade koyacak kadar yerel, Tokyo’nun Washington’un eski büyükelçiliğini yapacak kadar global şehrin eski ama eskimeyen abisi Murat Mercan, daimi abisi, eski genel başkan yardımcısı Harun Karacan, zaman zaman dizayn eden abisi Salih Koca…

Eski il başkanları… Efsanemiz, AK Partililerin karşılıksız aşkı Dündar Ünlü, kısa zamanda büyük işler yapanımız Murat Özcan, en uzun soluklumuz ve en mağdurumuz Zihni Çalışkan. AK Parti’den Yeşilay’a başarı hikayesi, paritnin ablası Ayşe Fert Dökmeci, teşkilat koprdinatörü, AK Parti’de yapmadık görev bırakmayan Pınar Turhanoğlu, kadın kollarının değerli il ve ilçe başkanları…

Bu uzun listeden bazıları aday adayı olur çoğu aday adayı dahi olmaz. Bir kaçı aday olmak ister kazanacağına da inanır diğerleri hesap yapar bir sonrakinde adaylaşabilmek için aday adaylığında kalmaya bakar.

Hangileri kazanır?
Listeden 2 isim zorlar. Liste dışından şansını zorlayıp bu seçimi kazanacaklar çıkar.

Nadir Küpeli, Celalettin Kesikbaş, Veli Görkem Pala gibi isimler davet bekler çünkü sütten ağızları yandı yoğurdu üflemek isterler. Öyle hemen biz varız demezler. Kendi kitlelerini AK Partiye yönlendirecekleri aşikar bu isimler heveslenmez ama heyecanlandırırlar. Karşıdan oy çalarlar, seçim arenasına kalite katarlar. Kazanırlar ya da kaybederler ama kesinlikle iddialı olurlar.

Ama taraf olmak ve cesaret etmek ise mesele listeden birkaç liste dışından birkaç isim dışında hesapsız ben varım diyen olmaz. İş yoğunluğu, sağlık sorunları, ailevi sebepler hep o dönem çok artar bu listedekiler için. Yani kaybedeceğini bile bile ben varım diyebilecekler belli aslında. Bu yazıyı okuyanlar az çok tahmin eder. Tabii MHP tabanının da kabulleneceği bir isim olmalı bu hikayenin kahramanı. Çünkü muhtemelen MHP tıpkı yerel seçim gibi aday çıkarmayacaktır.
Doğru kim derseniz CHP adayının karşısına canlı yayına çıkabilecek, eğitimli kitlelere ve muhalefetin kitlesine iyi aday dedirtecek, arkasında bir kitle gücü olan bir aday…

Gürhan Albayrak ve Nebi Hatipoğlu fabrikasına yönetici almak için ilana çıkıyor gibi düşünerek bu adayı arasa gazeteye şöyle bir ilan vermez miydi?
Kitlesi olan, meslek sahibi, servetinin kaynağı belli olan, tercihen STK ya da siyaset tecrübesi/bilgisi olan, en az bir yabancı dil bilen, ekip çalışmasına uygun, entellektüel kimliği yüksek, hitabeti düzgün, iletişimi güçlü, Eskişehir’de doğmuş ve Eskişehir’de ikamet eden, Eskişehir’i, sorunlarını ve insanları tanıyan, kriz çözme yeteneklerine sahip bir çalışma arkadaşı arıyoruz.

Peki AK Parti 4.vekili çıkarmayı, aday olacak babayiğit kadar ister mi Eskişehir’de?
Misal Gürhan Albayrak 4.vekili ister mi?
3 vekil yanlarına 4. bir vekil ister mi?
Eski vekiller, eski il başkanları böyle bir hikaye ile seçilmiş 4.vekili ister mi?

Bu kadar güçlü isim bir arada tutulup kitlesi olan bir adayın arkasında dursa hikaye değişir mi ?
Kesinlikle
Ama kazanan büyük kazanır. Düellodan galip çıkacağı için şehir etrafına kurulur. O zaman birilerinin eksikliği yokluğu hatta bir hiç olduğu ortaya çıkar.

CHP’nin kontrollü kaos planı AK Parti Eskişehir için tam bir samimiyet testi olacak.
Bakalım her gece vekillik, belediye başkanlığı hayaliyle yatanların hangisi isteyecek bu zorlu yarışı? Ya da AK Parti bu tarihi yazmak isteyecek mi?