Cihan Yıldırım yazdı...
Türkiye’nin ilk yerli otomobili Devrim, 1961’de Eskişehir’de, Devlet Demiryolları’nın Cer Atölyesi’nde üretildi. Dört arabadan bugüne kalan tek örnek hala o fabrikanın bahçesinde duruyor.
Tesisin adı yıllar içinde ELMS, TÜLOMSAŞ, en son TÜRASAŞ oldu; hikayenin adresi değişmedi. Tolga Örnek bu hikayeyi filme almaya karar verdiğinde çekim yerinin de hikayenin başladığı yer olması beklenirdi.
Yönetmen fabrikayı gezdi, orijinal otomobili gördü, araştırma için Eskişehir’e geldi. Dönemin haberleri çekimlerin İstanbul, Eskişehir ve Ankara’da yapılacağını yazıyordu. Şehir için, geride kalan o tek araba için, ciddi bir tanıtım kapısı aralanmıştı.
Sonra kapı kapandı!
“Bir isteğiniz var mı” denmesi gereken yerde kurum tarafından istekler sıralandı. Bunlardan biri Eskişehir Demirspor’un halı sahasının zemininin değiştirilmesiydi. Çekim ekibini sinirlendiren bu tutumun ardından Eskişehir planı rafa kalktı.
Altı haftalık çekim, Beykoz’daki eski Kundura Fabrikası’nda yapıldı. Orası, Cer Atölyesi’ne benzeyecek biçimde dekora çevrildi. Perdede Eskişehir vardı; sette büyük ölçüde İstanbul vardı.
Film Ekim 2008’de vizyona girdi. İzleyenlerin çoğu haklı olarak etkilendi. 129 günde, neredeyse çıplak elle bir otomobil çıkaran mühendislerin hikayesi, “ya yaparsak” cümlesiyle hala tüyleri diken diken ediyor.
Asıl burukluk film bitiminde yaşanıyor… Akan yazılarda Eskişehir’in adı geçmiyor, geride kalan tek Devrim’in hala fabrika bahçesinde sergilendiği de yazılmıyor. Şehir, kendi hikayesinin filminde dipnot bile olamamış.
Bunu yalnızca bir küslük diye okumak eksik kalır. Asıl mesele, tanıtım fırsatının nasıl harcandığıdır.
Bir film seti sadece kamera ve ışık değildir. Aylarca süren çalışma, yerel istihdam, basın gezileri ve yıllar sonra hala “burada çekildi” diye anlatılan bir mekandır.
Eskişehir, kendi otomobilinin filmini İstanbul’da kurulan bir dekorun içinden izledi. Devrim’in başına gelenle çekimin başına gelenin benzerliği de rahatsız edici. 1961’de işi bitirenler, gösteri günü benzinsizlikle tarihe “yolda kalan araba” diye geçirildi.
2008’de ise şehri ve fabrikayı filme taşıyacak ekip, yerinden olmayan taleplerle başka şehre savruldu. İkisinde de emek aynı, çerçeve başkasının.
Otomobil hala Eskişehir’de… Müze ziyaretçisi görüyor, meraklısı fotoğraf çekiyor. Ama filmin jeneriğinde adı olmayan bir şehir, kendi başarı öyküsünün adresini her seferinde yeniden anlatmak zorunda kalıyor.
Keşke o yazılarda tek cümle olsaydı: Geride kalan Devrim, üretildiği Cer Atölyesi’nin bahçesinde, Eskişehir’de sergileniyor.