26.06.2020, 17:40

Bir yol var, istersek yapabiliriz!

Eskişehir’de herhangi bir konuda en büyük eksiğimiz “Tartışma”

Sanırım konuyu yanlış anlıyoruz.

Tartışma deyince bunu “yapma, etme, dur” anlamında bir emir kipi olarak anlıyor ve tamam, tartışmayalım diyoruz.

Ya da ikna olmak, netice çıkartmak yerine sadece cevap vermek ve muhalefet üretmek için konuşuyoruz.

Oysa TDK bunun tanımını çok net yapmış!  

“Tartışma; Birbirine aykırı düşünce, görüş ve tutumların karşılıklı savunulması. Bir sorunu çözümlemek ya da bir sonuca varmak üzere girişilen eleştirmeli görüşme”

Malumunuz, geçtiğimiz günlerde ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş EOSB ve çevresindeki sanayi tesisleri için Metro ve Tramvay talebini dile getirdi.

O dönemde bu konuyu yüzeysel olarak ele alan bir yazı yazdım ve Eskişehir’de uzun uzun tartışacağız diye umutlandım. Ancak konunun özüne inmek mümkün olmadı. Kesikbaş’ın Metro, tramvay talebini Büyükşehir adaylığına sinyal olarak yorumlamak isteyenleri görünce biraz beklemek istedim. Konu bu noktadan çıksın, kör döğüşe dönmesin diye düşündüm.

Ardından Başkan Kesikbaş “Yeni Çevreyolu” konusunda da bir talepte bulununca herhalde Belediye’den vazgeçti, Ulaştırma Bakanı olmak istiyor diye tebessüm edip, bir süre daha bekledim.

İşin şakası bir yana beklemem de ana etken bu değil, böyle milyarlık maliyeti olan, teknik bir konunun  kabaca yorumlarla değil konu hakkında ayakları yere basan bilgiler ve teknik izahlarla ilerlemesine olan ihtiyaçtı.

Çünkü ESTÜ gibi teknik bir Üniversitemiz var, herhalde şehrini dert eden bazı akademisyenler raylı sistemler, hafif metro, yapım maliyeti, işletme maliyeti gibi konularda bizi biraz bilgilendirir, ufak bir araştırma ile yol gösterir diye umdum.

Sonra aklıma şehrimin yakın geçmişi geldi.

Havalimanı pisti nereye uzamalı, sıcak su kaç derece de termal olur, uçak seferlerini nasıl imkansız hale getiririz, tramvay durmadan köprüyü nasıl yıkarız, YHT hattını nasıl 6 yılda ancak yeraltına indirebiliriz gibi konularda yaptığımız bilimden uzak tartışmalar.

Yani iş başa düştü. Bu konuda kendim biraz araştırma yapayım istedim.

Konu hakkında yayınlanmış makaleler, tezler, akademik raporlar ve raylı sistemlerle ilgili insanların öngörülerini, geçmişte gerçekleşmiş somut projelerin maliyetlerini de aklım aldığınca inceledim.

Belki bazı raporlara doktor olmayan birinin Tıp kitabına bakışı gibi baktım ama en azından kendime bir sonuç çıkarabildim.

Çok detaya girersem muhtemelen okumaktan sıkılacaksınız ama en azından bazı detayları kabaca aktarayım.

Başlamadan belirteyim ki çoğumuzun zannettiği gibi metro sadece yerel yönetimin sorumlu olduğu ve hayata geçirdiği bir şey değil. Evet, bütçesi çok büyük olan ve buna cesaret edebilmiş belediyeler var. Ancak metro ulaşım projelerinin maliyetini genellikle Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı üstlenerek hayata geçiriyor. Sonra da işletme gelirleri üzerinden belli bir pay talep ediyor. Ona en son değiniriz.

Öncelikle nüfusa göre genel olarak ulaşım seçeneklerini uzmanlar şöyle değerlendirmiş.

250 bin nüfusa kadar Dolmuş - Otobüs yeterli görülmüş.

250 bin – 500 bin nüfusta ulaşım ağına Metrobüs eklenmiş.

500 bin – 1 milyon arası nüfusta Tramvay veya hafif metro eklenmiş.

1 milyon nüfustan sonra ise metro sistemi gerekliliği şart olmuş.

Buradan yola çıkarsak nüfusu yaklaşık 1 milyon olan, hatta iş ve özel ziyaretlerle bu rakamı da geçen Eskişehir’in en azından hafif metro konusunu gündeme alması gerekiyor.

Hele ki tek merkez ağırlıklı, ticaret alanlarının da tek odaklı olduğu ve küçük merkezli bir şehirde başka seçenek yok gibi.

Peki, Metro ve Hafif Metro birbirinden ayrı şeyler mi? Evet, kesinlikle ayrı şeyler.

Hafif Metro dediğimiz şey Tramvaydan daha kapasiteli ve hızlı, metrodan daha düşük kapasiteli ve yavaş. Kat ettiği yolun bir kısmını yeraltı, bir kısmını yer üstünde ilerleyen, bu yüzden Metro’ya göre maliyeti biraz daha düşük olan bir sistem.

İstanbul ve Ankara dışından bir örnek verelim. Mesela Bursa’da 2002’de küçük bir etap ile başlayan hafif metro bugün 22 km’de ulaşım hizmeti sağlıyor. Ama ilk yıllarda trafiğe ilaç gibi gelen sistem artan nüfus ve araç sayısı ile son yıllarda daha büyük kapasitelere ihtiyaç duyuyor. 

Eskişehir için hafif metro ya da 10 sene sonra o da yetmez diye düşünürek metro konusunu gündeme alacaksak eni konu bilgiye ihtiyacımız var.

Çünkü konuyu ve muhatapları hiç bilmeden, maliyeti yüksek diye kestiren atan bir kesim var.

Peki, bu işin nasıl bir maliyeti var derseniz, orada ciddi bir kafa karışıklığı yaşıyoruz.  

Çünkü Dünya’da harcanan maliyetler ile ülkemizde harcanan maliyetler birbirini tutmadığı gibi Türkiye’de hayata geçirilen projelerde karşımıza çıkan maliyetler de birbirinden çok çok farklı.

İnşa edilen zemin koşulları, teknolojik altyapı, metro hattının ne kadarı yer altı, ne kadarı yer üstünde ilerleyecekse ona göre çıkan maliyeti değişiyor. Bir de Metro ve Hafif Metro ayrımı olmaksızın hepsine metro dediğimiz için sonuca ulaşmakta zorlanıyoruz.  

Örneğin İstanbul’da tamamı yerin altında olan bir metro hattının km maliyeti 40 – 80 milyon dolar arasında …

Zemin koşulları İzmir’de iddia edildiği gibi çok zor olan bir alanda hafif metro km maliyeti ise ortalama 50 – 70 milyon dolar.

Ancak Bursa’da faaliyette olan hafif metro maliyetinin bu rakamlarının 3’de 1 olduğu yani km’de 20 milyon dolar olduğu da iddia ediliyor.

Tabi bunun yanında metro setleri ile başlayan ve personelden, enerjiye kadar devam eden geniş bir işletme maliyetini de eklemek lazım.

Yani en düşük maliyetle bile bu işe 1 milyar dolar = 6 Milyar Türk Lirası …

Peki, bu maliyetle Büyükşehir Belediyesi bunu tek başına yapabilir mi? Bence zor.

Öyle bir bütçe yok. Kredi derseniz eğer o da pek kolay değil.

Büyükşehir Belediyesi’nin 2001’de Dünya Bankası’ndan çektiği bir kredi var.

Tramvaylar ve Porsuk Islahı, İçme Suyu gibi projeler için çektiğimiz kredi miktarı 232 milyon Euro = 1,5 milyar TL gibi bir rakam.

20 yıl vade ile aldığımız düşük faizli bu krediyi yanılmıyorsam 2021 sonunda bitireceğiz.

Bir Yol Var!

Peki, bunu kim yapacak, diğer şehirlerde nasıl olmuş. Sadece yerel yönetimin yapması mümkün mü?

Şayet nüfus, trafik, ihtiyaçlar ve Bakanlığın yatırım programı diye başlayan kelamlara girmeyeceğim.

Bana göre işin bunu başarabilecek tek şey güçlü bir Eskişehir Lobisi…

Ak Parti, CHP, MHP falan demiyorum. Herkesin Eskişehir partisi, aidiyeti ile hareket edeceği sağlam bir baskı lazım.

Çünkü Ulaştırma Bakanlığı yapımı üstleniyor. Belediyeler de bu maliyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ödüyor.  2019’a kadar bu bedelleri ödeme şekli daha uygundu. Belediye metro faaliyete geçtikten sonra elde edilen gelirin yüzde 15’ini geçmeyecek şekilde ödeme yapıyordu. Ancak şimdi Belediye’nin yıllık genel bütçe vergi gelirlerinin yüzde 5’ini geçmeyecek şekilde taksitlendiriyor.

Yani bir yol var. Yürümesini bilene.

İşte bu yüzden tartışalım hanımlar, beyler!

Kim demiş, ne demiş, neden demişi bırakıp, özneye odaklanalım.

Eskişehir’de kaç km hatta ihtiyaç var, mevcut raylı sistemlerle nasıl bütünleşmiş olur. Raylı sistemler konusunda tecrübemiz maliyetleri düşürür mü?

Metro projesi hayata geçerse tek merkezli yapıdan kurtulur muyuz? Çevre yolu ihtiyacında revize olur mu?

Metro ile değerlenebilmesi mümkün arazilere kadar tartışıp, yeni cazibe alanları üretme hevesi bir iki köşe yazısına değil, birkaç yıl içine, tüm şehre yayılmasın mı?

Bugün değilse bile bir gün buna mecbur kalmayacak mıyız?

Koşmasak da, yürümesek mi? Yürürken biraz bu şehri konuşmasak mı?

Yorumlar (0)
28°
açık

Gelişmelerden Haberdar Olun

@