Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi (BES-AR), Şubat 2026 dönemine ait Açlık ve Yoksulluk Sınırı araştırmasının sonuçlarını ilan etti. Söz konusu çalışma kapsamında, hane halkının sağlıklı beslenme ve barınma giderleri titizlikle hesaplandı. Elde edilen bulgular, ekonomik şartların çalışan kesim üzerindeki etkilerini somut verilerle gözler önüne seriyor.
Gıda ve Yaşam Giderleri
Dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Şubat 2026 için 43 bin 415 lira olarak belirlendi. Tek bir (bekâr) çalışanın Yaşam Maliyeti ise 68 bin 865 lira seviyesinde gerçekleşti. Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamaların toplam tutarı olan Yoksulluk Sınırı 105 bin 273 lira olarak kaydedildi. Anılan rakamlar, temel ihtiyaç kalemlerindeki fiyat artışlarının hanelere yansımasını temsil ediyor. İlgili araştırmada giyim ve eğitim gibi sosyal harcamaların maliyetlerindeki değişimler de ilgili tablolara yansıtıldı.

Günlük Maliyet ve Ücretler
Sağlıklı beslenmenin maliyeti günlük 1.447 lirayı geçti. Araştırma sonuçlarına göre, 2026 yılında da asgari ücret açlık sınırının altında kaldı. Söz konusu fark, düşük gelirli grupların temel gıdaya erişiminde yaşanan güçlükleri ortaya koyuyor. Bahsedilen tablo, hane halkının sadece mutfak giderlerini karşılamak için ayırması gereken asgari bütçeyi simgeliyor. İlgili ekonomik göstergeler, yıllık enflasyon beklentileri ve piyasa koşullarıyla paralellik gösteriyor. Günlük kalori ihtiyacı üzerinden yapılan hesaplamalar, mutfak enflasyonunun seyrini de netleştiriyor.
Barınma Sorunu ve Büyükşehirler
Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için neredeyse maaşının %75-80’ini kiraya ödemek zorunda kalıyor. Gayrimenkul piyasasındaki yükseliş nedeniyle, memurlar öğrenci evi gibi 3 ya da 5 kişi bir arada yaşamak mecburiyetinde kalıyor. Mezkur durum, özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde görev yapan devlet memurlarının yaşam standartlarını doğrudan etkiliyor. Kira yükünün gelir içindeki payının artması, diğer zorunlu tüketim harcamalarının kısıtlanmasına yol açıyor. Konut arzındaki yetersizlik ve yüksek talep, anılan barınma krizini tetikleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor. Kamu görevlilerinin maaşlarının büyük kısmının barınmaya gitmesi, sosyal yaşam kalitesini de sınırlıyor.



