Bir insanın iyi görünmesi, gerçekten iyi olduğu anlamına gelir mi?
Sabah işe gidiyor, sorumluluklarını yerine getiriyor, arkadaşlarıyla görüşüyor, gerektiğinde gülüyor ve hayatına devam ediyorsa çoğu zaman onun iyi olduğunu düşünürüz. Hatta bazen “Ne kadar güçlü, her şeyin üstesinden geliyor” deriz. Oysa ruhsal zorlukların her zaman dışarıdan görünen bir yüzü yoktur. Bazı insanlar depresif bir süreç yaşarken günlük yaşamlarını sürdürmeye devam edebilir. Çevresine neşeli ve enerjik görünürken kendi içinde yoğun bir yorgunluk, boşluk, isteksizlik ya da anlamsızlık hissedebilir. İşte depresif belirtilerin bu şekilde geri planda kalabildiği durumları anlatmak için “maskeli depresyon” ifadesi kullanılmaktadır. Bu ifade klinik sınıflandırmalarda bağımsız bir tanı değildir. Daha çok depresyonun her zaman beklediğimiz biçimde ortaya çıkmayabileceğine dikkat çeker.
“Ben iyiyim” demenin arkasında ne var?
Maskeli depresyon yaşayan bir kişi çoğu zaman kendisinin de zorlandığını fark etmeyebilir. Çünkü hayat tamamen durmuş değildir. Çalışıyordur. Evine gidiyordur. Çocuğuyla ilgileniyordur. İnsanlarla konuşuyordur. Sosyal hayatını sürdürüyordur. Fakat bütün bunları yaparken eskisi kadar keyif almıyor olabilir. Daha önce severek yaptığı şeyler artık sadece yapılması gereken işler gibi gelebilir. Sürekli yorgun hissedebilir, güne başlamak zorlaşabilir, uyku veya iştah düzeninde değişiklikler yaşayabilir. İnsanların arasında olsa bile kendisini yalnız hissedebilir.Bazen de “Neden böyle hissediyorum?” sorusuna verecek bir cevabı olmayabilir. Çünkü depresyon her zaman büyük bir çöküş şeklinde gelmez. Bazen hayatın içine yavaşça karışır ve kişi ne zaman başladığını bile fark etmeden kendisini eski halinden uzaklaşmış bulur.
Sürekli meşgul olmak her zaman iyi olduğumuzu göstermez.
Günümüzde yoğun olmak neredeyse bir yaşam biçimine dönüştü. Sabah gözümüzü açtığımız andan gece uyuyana kadar yapılacaklar listesiyle ilerliyoruz. Çalışmak, çocuklarla ilgilenmek, ev işleri, sosyal hayat, telefonlar, mesajlar.. Bazen gerçekten hayat yoğundur. Ancak bazen sürekli meşgul olmak, kendimizle baş başa kalmamak için kullandığımız bir yöntem haline gelebilir. Çünkü insan durduğunda bazı duygular daha görünür olur. Bu nedenle zaman zaman kendimize şu soruyu sormak önemlidir:
“Ben gerçekten yoğun muyum, yoksa durduğumda hissedeceklerimden kaçmak için mi kendimi sürekli meşgul ediyorum?”
Ruhsal sıkıntılar yalnızca duygularımızda veya düşüncelerimizde kendini göstermeyebilir. Sürekli yorgunluk, uyku problemleri, baş ağrıları, kas ağrıları veya mide-bağırsak yakınmaları gibi bedensel belirtiler de eşlik edebilir. Elbette her bedensel belirti psikolojik bir nedene bağlanmamalıdır. Öncelikle tıbbi değerlendirme yapılması gerekir. Ancak fiziksel bir neden bulunamadığında veya belirtiler kişinin ruhsal durumundaki değişimlerle birlikte ortaya çıktığında psikolojik boyutun da değerlendirilmesi önemlidir.