Bazen insan hiçbir şey yapmadığı halde kendisini yorgun hissedebilir. Günün sonunda beden dinlenmeye geçse de zihin gün boyunca biriken düşüncelerle meşgul olmaya devam eder. Yarın yapılacaklar, tamamlanmamış işler, ertelenen konuşmalar, verilmesi gereken kararlar ve zihnin bir türlü susturamadığı düşünceler..Üstelik bu yorgunluk her zaman yoğun bir çalışma temposunun sonucu değildir. Bazen aynı anda çok fazla şeyi düşünmek, sürekli bir şeylere yetişmeye çalışmak, karar vermek zorunda kalmak ve zihinsel olarak hiçbir zaman tamamen boşlukta kalamamak da insanı tüketebilir. Zihinsel tükenmişlik tam da bu noktada kendini göstermeye başlar.

Fiziksel yorgunluk çoğu zaman dinlenme ve uykuyla azalırken zihinsel yorgunluğun giderilmesinde durum biraz daha farklıdır. Kişi günlük temposuna ara verse, yeterince uyusa ya da kendisine vakit ayırsa bile zihninde devam eden yoğunluk nedeniyle iyi hissetmekte güçlük yaşayabilir. Çünkü zihinsel yorgunluk zihnimizin gün boyunca ne kadar yük taşıdığıyla da ilişkilidir. Devamlı düşünmek, ihtimalleri değerlendirmek, bir sonraki adımı planlamak, başkalarının isteklerini karşılamaya çalışmak ve her şeyi kontrol altında tutma çabası zihinsel kaynaklarımızı tüketebilir. Özellikle günümüzde dijital uyaranların hiç bitmemesi, aynı anda birden fazla işle ilgilenme ve sürekli ulaşılabilir olma beklentisi bu yükü daha da artırmaktadır.

Zihinsel tükenmişlik çoğu zaman bir anda ortaya çıkmaz. Kişi başlangıçta yaşadığı değişimleri yoğunluk, uykusuzluk ya da geçici bir isteksizlik olarak değerlendirebilir. Fakat zamanla bazı belirtiler günlük yaşamı etkilemeye başlayabilir. Basit kararları vermekte güçlük yaşamak, daha önce kolaylıkla bitirilen işlere başlamak için kendini zorlamak, dikkatini toplamakta güçlük çekmek ve sürekli bir şeyleri unutuyormuş gibi hissetmek bu belirtiler arasında yer alabilir. Kişi zaman zaman en küçük sorumlulukları bile gözünde büyütebilir. Sosyal ilişkilerden uzaklaşmak, tahammül eşiğinin düşmesi ve eskiden keyif alınan etkinliklere karşı ilginin azalması da görülebilir. Bazen kişi kendisine ayırdığı zamanı bile verimli geçirmek zorundaymış gibi hisseder. Dinlenirken suçluluk duyar, boş kaldığında huzursuz olur. Böylece dinlenme, zihni rahatlatan bir ihtiyaç olmaktan çıkarak tamamlanması gereken bir göreve dönüşür.

Zihinsel yorgunlukla başa çıkmak için öncelikle kişinin kendi sınırlarını fark etmesi gerekir. Her sorumluluğu aynı anda yerine getirmek zorunda olmadığını kabul etmek, yapılacak işleri önceliklendirmek ve gerektiğinde hayır diyebilmek bu sürecin önemli adımlarıdır. Gün içerisinde kısa molalar vermek, dijital uyaranlardan uzaklaşmak, uyku düzenini korumak ve zihni sürekli meşgul eden düşünceleri yazıya dökmek de rahatlamaya yardımcı olabilir. Bunun yanında dinlenmeyi bir ödül olarak değil, yaşamın sürdürülebilmesi için temel bir ihtiyaç olarak görmek önemlidir. Ancak yorgunluk uzun süredir devam ediyor, günlük işlevselliği belirgin biçimde etkiliyor ve beraberinde yoğun kaygı, isteksizlik veya çökkünlük getiriyorsa bir uzmandan destek almak gerekir. Çünkü zihinsel tükenmişlik olarak tanımladığımız belirtiler bazen depresyon, kaygı bozuklukları, uyku sorunları veya yoğun stres gibi farklı durumlarla da ilişkili olabilir.