BİM’de çalışmak çok şey öğretti

Marfa Mimarlık Kurucusu Mine Küpeli Köseler, eskisehir.net’te Busena Çelik Zümbül ile Marka Kadınlar’ın konuğu oldu. Mine Hanım BİM’de kasiyerlik yaptığı günlerden İtalya tecrübesine, Eskişehir’de kurduğu Marfa Mimarlık’tan devrettiği Lica Concept’e kadar yaşadıklarını anlattı.

Eskişehir 09.05.2021, 12:42
BİM’de çalışmak çok şey öğretti
banner11
2014’TE TÜRKİYE’YE DÖNDÜM
1987 Eskişehir doğumlu. Atatürk Lisesi’ni bitirdi. Çankaya Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu. Üniversitede çalışmaya başlamıştım. BİM’de de çalıştım, Setenart Mimarlık’ta da çalıştım. Üniversitenin üçüncü sınıfında kendi ofisimi açtım. Okul sırasında İtalya’ya gidip gelmeye başladım. Fuarlara, Workshop’lara gidiyordum… Okul bitince Bien Seramik’te işe girdim. Yurt dışı bağlantılı işleri vardı. Otelleri de vardı… Otellerini, İtalya-İspanya bağlantılarını yaptım. Onların sayesinde İtalyancam ileri seviyeye geldi. Yurt dışı bağlantıları yapmak bana ciddi iş deneyimi kazandırdı. Daha sonra bir İtalyan firmasında işe girdim. Prada, Miu Miu gibi mağazaları yapıyorduk. Onun Ortadoğu ile olan işlerini ve malzeme geliştirmesine bakıyordum. 2014’te Türkiye’ye döndüm. Ve Eskişehir’de Marfa Mimarlık’ı kurdum. Dört yıl sonra da Lica Concept’i kurdum…
BOŞUNA YAPMIŞIM DEDİĞİM BİR ŞEY YOK
Selda Gümüşdoğrayan isimli bir mimarın yanında çalıştım. Hastane mimarı… Çok değerli bir mimar… Onun yanında öğrendiklerimin haddi hesabı yok. Hem iş hem de insani ilişkiler olarak… BİM’de kasiyer olarak çalışmanın faydasını da gördüm. O segmentteki halk ne alıyor, ne almıyor? Lica’da ben bunları çok yaşadım. Onları orada kullandım diyeyim. Bunu da boşu boşuna yapmışım dediğim hiçbir şey yok. BİM’de çalışmak bile bana çok şey öğretti.
PARA ALMAK İÇİN İŞ YAPMIYORUZ!
Bir restoran sahibi geliyor, A mahallesine böyle bir yer açmak istiyoruz diyor. Önce bi çalışma yapmamız lazım. Sosyo-kültürel yapısı ne, müşteri kim olacak, yemek için ortalama ne kadar ödeyebiliyor? Mekânda ne kadar oturuyor? Sen çok oturtmak istiyor musun? Değerlendirme yapıyoruz ve senin buraya harcaman gereken miktar şu kadar diyoruz. Atıyorum 400 bin lira harcaman lazım… Bir milyonu buraya gömmene gerek yok. Ya da 100 bin liraya olmaz diyoruz. Hangi müşteriyi çekmek istiyorsan ona göre bi tasarım biz mekan terbiyesi diyoruz. Çok şükür açtığımız yerler batmadı. Biz insanların parasını almak için iş yapmıyoruz. Onlara gerçekten iyi bir iç mimarlık hizmeti vermek istiyoruz.
BİR LİRANIN ÖNEMİNİ BİLİYORUM
Ticaretin içinden geliyorum… Çok fazla sınıf gördüm. İnsanlar maddi olarak rahat bi kafada yaşadığımız için o bölümü ya da o segmenti anlayamama gibi bi şeyle yaklaşıyorlar bazen… Ustalarla da çalışıyoruz. O insanlar için bir liranın çok önemli olduğunu biliyorum.
‘PARA-ÇOKOMEL’ BİR İŞ YAPACAĞIM
Mimarlıkta çok zor ödeme alıyorduk. Eskişehir’de bir de şey var… Mine’nin paraya mı ihtiyacı var! Ne olacak ki? Çok geç ödesem de bi şey olmaz gibi… Küpeli soyadının elbette faydası çok ama olumsuz manada bu yönleri de var. Böyle olunca ben artık ‘para-çokomel’ bir iş yapacağım. Bu iş böyle olmayacak dedim… Al-sat ya da yapıp, tasarlayıp satacağım. Alıcı soyadımı bilmeyecek, paramı da düzgünce ödeyecek. Uyurken para kazanacağım. Babamın ‘uyurken para kazanıyorsan zenginsindir’ derdi. Zengin olmayı planlamıştım öyle… Lica Concept’te tasarımlar kendimize aitti. Defterler, tasarım ajandalar vardı. Şu an çok var ama ilk yapan bizdik. Bizden sonra o sektör gelişti çünkü buna ihtiyaç vardı. Yurt dışına gidip defter alan biriydim. İlk önceleri beşer, onar tane üretiyorduk. Sonra yüz yüz, bin bin üretmeye başladık. Ardından Lica Concept’i devrettim. Şu anda gayet iyi gidiyorlar.
HOŞLANMIYORUM VE ÇOK KULLANMIYORUM
Küpeli soyadı… Ciddi bir sermayenin olması birçok konuda sana kapı açıyor. Bir kere itibar sermayen çok yüksek… Ulaşamayacağın bir yer olmuyor. Bir telefonla direkt ulaşıyorsun. Ailen ticaretin içinden geldiği için daha küçük yaşlarda ticaret kültürüyle büyüyorsun ve bunu zamanla içselleştiriyorsun. Bazı insanlar bunu okula gidip öğrenirken sen bunu küçük yaşlardan itibaren öğrenmişsin. Mesela lise yıllarımda muhasebede çalıştım, fatura olaylarını biliyordum aşağı yukarı. Bunlar çok büyük avantajlar… Memur aile çocuğundansa böyle inanılmaz bir farklılığın oluyor… Dezavantajı ise dediğim gibi ödeme alırken ‘Ya nasılsa parası vardır, geç ödesek de olur’ noktasında yaşıyorum. Bir de bazen şöyle bir şey oluyor. Profesyoneller sizi ciddiye almıyor. Bu baba parasıyla bir şey yapmaya çalışıyor diyor mesela… Eşi zengin olan kadınlar da bunu yaşar. Bunu bir süre sonra kırıyorsun. Marfa’da kurumsallaştıktan sonra ödeme olaylarını da hallettik. Küpeli soyadını kullanıp ayrıcalık yaşamaktan çok hoşlanmıyorum. Birçok yerde ‘aa öyleyse’ denip hemen çok farklı yaklaşım biçimi oluyor. Onun için hoşlanmıyorum ve çok kullanmıyorum.
DUYGUSAL BAĞ PRANGA OLUYOR
Duygusal bakmamak gerekir. Markamıza, firmamıza pazarcının malına baktığı gibi bakmak lazım. Elma, armut gibi… Şu an Marfa’yı da satarım. İyi bir ederi olursa onu da satarım. Her şeyin bir yaşam döngüsü var. Şirketler de büyürler, gelişirler sonra da ölürler. Değerliyken niye satmayayım? Yine yaparım… Sonuçta bilgi birikimi sende duruyor. Markalaşmak ülkemizde çok zor olduğu için markalaşmak için çok efor sarf etmen gerekiyor. Belki insanı üzen bu oluyor. Kendi yaptığım evi satmak istedim. Evi satışa koyunca herkes ‘o kadar emek verdin, niye satıyorsun’ falan… Duygusal bağlanmıyorum. Kaybettiğim şey için kolay kolay üzülmem. Ev de o kadar popüler olmuşken istediğimiz rakam verilirse neden olmasın dedik. Sonra yeni ev için istediğimiz paranın yetmediğini gördük… Şimdilik vazgeçtik. Ama sonra olabilir… Duygusal bağ insanın ayağında pranga oluyor.
İÇ MİMARLIĞIN İŞİ BAŞKA
Bir hukuk bürosu yapacağız mesela… Öncelikle avukata şunu soruyoruz… İçeri giren müvekkiline ne hissettirmek istiyorsun. Burası çok güvenli, havalı, çok büyük davaları kazanan bir avukatlık ofisi gibi mi hissedilsin… Yoksa müvekkil burası çok samimi, bunlar beni annem babam gibi savunur mu desin… Bir yerin modern ya da minimalist olması pek bi şey ifade etmiyor. Onu dekoratörler de yapıyor. İç mimarlığın işi başka… Biz daha çok insanların hayatlarını yönlendiriyoruz. Yaşam biçimlerini, düşüncelerini yönetebiliyoruz.
Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@